Bu yazıyı Karabük maçı sonrası yazmış ancak, her maç size papağan gibi aynı şeyleri tekrarlamaktan bıktığımız için yayınlamamıştık. 4 haftadır Galatasaray’da değişen hiçbirşey olmadığı için ufak tefek eklemelerle Ankaragücü maçı sonrasında yayınlıyoruz:
Artık anladık, Rijkaard ve ekibi futbolu gerçekten bilmiyor. Evet, 4-3-3 oynayabilecek 300 milyon Euroluk bir kadro ile başarılı olabilirler belki, ancak takım mükemmel değilse her anlamda, onların çözüm üretmek gibi bir yetileri yok. Çözüm sunuyorlar, tutmuyor, hala aynı şeyi deniyorlar ısrarla! Arda ve Kewell’ı geçen sezon birçok maçta forvet oynattılar, tutmadı, futbolcular sahadan silindi. Baros sakatken buldukları çözüm yine Kewell…
Rijkaard ve ekibinin liderlik kabiliyeti de maalesef sıfıra yakın. Takımın motivasyonu o kadar düşük seviyede ki, bu akşam Baros dışında ayakta kalan tek bir futbolcu bile yoktu.
Ne yazıkki Rijkaard ve Neeskens futbolun dinamiklerini idrak etmekten uzaklar, doğru futbolcuları seçmek, doğru oyuncuları transfer etmek ya da ettirmek, sakat futbolcuların yerine doğrularını oynatmak, takımın eksiklerini ve bu eksiklere uygun taktiği belirlemek konusunda beceriksizler.
Rijkaard ilk geldiğindeki tepkim çok olumsuzdu. Barcelona dışında hiçbir başarısı olmayan, kendini kanıtlamamış, ismi büyük, cismi küçük bir teknik direktörle anlaştığımızı, çok riskli bir seçim olduğunu düşünmüştüm. Sonra Galatasaray’a oynattığı oyunu gördükten sonra büyük bir kredi oluştu hepimizin gözünde. Ancak Galatasaray’a gelir gelmez yaptığı mükemmel işi sürekli daha kötüye, daha kötüye götüren birine verecek ne zaman kaldı artık, ne de güven. O 8 haftalık başarının tamamen tesadüf olduğunu kanıtlamak istercesine saçmaladıkça saçmaladı Rijkaard ve Neeskens.
Mustafa Sarp’ı oynatmayın şu takımda diye onlarca kez haykırdık, Sarp yüzünden maç seyretmekten tiksindik. 2 metre öteye atmadığı pasları görmekten, Bursa ve Ankaragücü maçlarında da olduğu gibi 18 yayından gelen şutlarla yenilen gollerde yerinde yeller esmesinden bıktık, köpürdük… Bir kez kesti kendisini Rijkaard, takım 4 – 1 kazandı. Karabük maçında Barış’ı oynattı, attığı gol dışında sahadan silindi. Forvette Baros gibi hızlı, fuleli, çalım atabilen ve kaleyi düşünen Pino varken, gidip Kewell’ı oynattı. Son 1 sezonda 2 kez ilk 11 oynamış olan Gökhan Zan’ı, Sabri’nin sakatlığı sırasında sağ bekte sürekli oynattığı ve geriden oyun kurma konusunda çok başarılı olan Ali Turan’ın yerine tercih etti…
1.5 senedir takımın başında olan ve 2. sezonunda oynattığı futbol tam anlamıyla rezil olan bir teknik direktöre ancak “Güle Güle” diyebiliriz. Efendiliğini, olgunluğunu, ağırbaşlılığını sevdik. Ancak liderlik özelliği sıfıra yakın, hiçbir zor duruma doğru tepki veremeyen, hatalarından ders almayan ve apaçık ortada olan bazı gerçekleri göremeyecek kadar dar kafalı birine Galatasaray’ın tahammülü kalmadı!
Güle güle Rijkaard! Güle güle Neeskens! Yolunuz açık olsun. Keşke sizin yerine o zaman ismi geçen Schuster’i almış olsaydık…
Tabii ki başarısızlığın en büyük sorumlusu apaçık yönetim. Devekuşu gibi kafalarını kuma gömüp hayal dünyasında yaşamaya devam ettikçe yediler tokadı uyanmadılar. Yediler tokadı uyanmadılar… Herhalde bu akşamki şamar ciddi acıttı ki sonunda kumdan çıkarmaya karar verdiler başlarını, toplantı yapıp Rijkaard’ı göndereceklerine dair dedikodular dolaşıyor çünkü… Ama yaptıkları hataları göremeyecek kadar bulutların üstünde uçan Adnan Polat ve ekibine inat biz yine gözlerine sokalım beceriksizliklerini:
- Mustafa Sarp, Barış Özbek, Gökhan Zan, Serdar Özkan, Hakan Balta… Galatasaray’ın yerlileri o kadar kalitesiz ki, Arda ve Sabri’yi çıkarın, Kasımpaşa ayarında bir yerli kalitesine sahip olduğumuz gün gibi ortaya çıkar. Senelerdir Özer Hurmacı (ön anlaşmaya rağmen peşinatyı yatırılmadığı için elden kaçtı), Mehmet Topuz (pahalı geldi), Ceyhun Gülselam (Trabzon ricacı oldu diye alınmadı) ve Selçuk İnan (Beleşçi transfer politikası nedeniyle Trabzon’a kaptırıldı) gibi birçok yerli yıldızdan tek biri dahi takıma kazandırılamadı. Galatasaray’ın bu kadar uzun süre tek bir Türk yıldız adayı dahi transfer edemediği bir dönem hatırlamıyorum.
- Rijkaard seçiminin ne stratejik, ne finansal, ne de yönetimsel olarak arkasında duramadılar. Rijkaard’ın istediği futbolcuları alsalardı (örn. Marquez, Santos, Caner), Rijkaard’ın anlaşamadığı futbolcuları gönderselerdi (örn. Servet), Rijkaard’a adam gibi bir Türk yardımcı bulsalardı (örn. Bülent Korkmaz), şu an yaşanan rezalate engel olabilirlerdi.
Bu sezon gitti, Seyrantepe satışları gitti, önümüzdeki sezon da gitti. Geçtiğimiz 3 sezon da gitmişti zaten. Tam 5 senemizi götüren Adnan Polat’ın da gitme zamanı geldi mi, ne dersiniz?








Tamamen katılıyorum . FS aile ve yetişme olarak Türk’ün batılı olmaya en yakınlarındandır . Babası Fuat beyin Alm. Düsseldorf’un en iyi otelinde 365 gün , 5 sene suiti vardı . Bendix dişlisini bir o yapıyordu . Burjuva sanayici örneğinin erken temsilcisidir.Bebek koyuna ilk Crist Craft’ı o demirlemişti..Alp Yalman’nın çocukluk kankasıdır . O da Ahmet Emin Yalman’nın oğlu …
Özal sonrası yeni burjuvaların meydana çıkması ile hepsinin işleri bozuldu . Para sıkıntısı , iflaslar , ellerindeki malları satmalar başladı . Vizyon ve görgü vardır ama , elbiselerinde leke bulamazsın . Lordlar kamarası gibidirler .
Para işine bulaştırmadan bu işlere koşarsan , bakış açıları çok geniş oldukları için ” sınıf atlatırlar” . Vasat olmayı red eden bir beyin ve hayat anlayışları vardır .
Biz şu anda “Vasat” olduk … Ama bütçe de disiplin altına alındı .! Niçin ikisi olmuyor ? buna sıkılıyorum …
Katılıyorum/Katılmıyorum:
0
0
Sevgili Hamit , Son iki paragrafın üzerine yazacak bir şey yok zaten..Hadi kendi yazdığımı (Yaklaşk iki ay önce) tekrar edeyim : ” Bu sene futbol tıngır mıngır..”
Fazla debelenmeye gerek yok..
En çok korktuğum da başıma geliyor galiba : Hakan Şükür , Terim gibi egosantrik tarikatçılar . Ne durumlara düştük …. Bunlar tarihimize “ilke ve duruş”
anlamında kara leke olarak geçecek.
16. ol …ama bel kemiğin olsun.PAF takımınla çık , “Yeniçeri isyanını bastır..Başlarına bir de “Yeniçeri Ağası” getirme.. Ne günlere kaldık !
Bir türlü “Batılı” olamıyoruz . Hani biz “Batıya Açılan Pencere” idik ???
Katılıyorum/Katılmıyorum:
0
0
Merhaba Fazıl Ağabey,
Galatasaray’ın anlamadığı, artık Galatasaray Lisesi Türkiye’nin az sayıdaki kültür ve eğitim ocaklarından biri değil. Yüzlercesinden biri. Son yıllarda Galatasaray’ın başına gelmiş kişilere bir bakın, giderek daha az tanınan, Galatasaray camiası olmasa çok az kimsenin ismini duyacağı kişiler… Galatasaray, liderler yetiştirip bunları hem kulübe hem de Türkiye’ye kazandırmayı becermiyor, çünkü gelişmelere ayak uyduramamış. Ne olursa olsun, Adnan Polat Yönetimi, Faruk Süren’den beri kulübün başına gelmiş en önemli yönetimdir bize göre. Ancak futbolu bilmediklerini kabul edemedikleri için bu rezalete sebebiyet verdiler. Faruk Süren’i futbolun, Adnan Polat’ı kulübün başına koymak lazım. Daha iyisi futbolu profesyonel yönetime vermek lazım. Bunu idrak edene kadar kulüp, padişah gibi ne çıkarsa bahtına…
Katılıyorum/Katılmıyorum:
0
0