Galatasaray futbol takımı 2009-2010 sezonunu tam anlamıyla rezalet geçirdi. Ancak daha da önemlisi, önümüzdeki sezon için de pek fazla umut vaadettiği söylenemez. Bu yazıda Galatasaray yönetimi’nin zaafları üzerinde durmak istiyoruz:
Öncelikle senede 150 milyon Euro gibi bir gelirimiz olduğu iddia ediliyor yönetim tarafından. Aynı yönetim, bu sene flaş transfer yapmayacağız açıklaması yaparak, taraftara, “Kombine almayın, forma almayın, maçlara gelmeyin, hatta izlemeyin bile!” mesajını çoktan verdi. Senede 150 milyon Euro geliri olan bir takım, 3 senelik stad gelirlerini sattıktan sonra, bir transfer döneminde 30-40 milyon Euro harcayamıyorsa, o zaman o kulübü yöneten kişilere neden orada olduklarını hatırlatmak gerekir. Yeni stadına geçtiği yıl iyi transferler yapmayan bir kulüp, 55 bin kişilik stadı doldurmak istemiyor demektir. Zaten Galatasaray Yönetimi başlatmış olduğu projelerdeki vizyonsuzlukla ne pazarlamadan, ne de taraftarın ne istediğinden zerre haberdar olmadığını sayısız kez kanıtladı:
- GSM projesi tam bir felaket. İnsanlardan, Galatasaray taraftarı olmanın gerektirdiği fedakarlıktan çok çok fazlasını, hem de çok saçma bir biçimde istendiğinin farkında değil yönetim. Çünkü taraftarı anlamıyor. Bu proje, her türlü iddiaya varım, zerre ilerlemeyecek, bir yerde tıkanacak, sonra da raflarda çürümeye terk edilecek. Yapılması gereken, bir GSM şirketinden kota satın alınıp, bu kotanın farklı paketlerle satılması. Bu paketlerin herkese hitab edebilmesi lazım. Bu öyle Arda’yı reklamda oynatıp “büyük kaptan tarifesi” gibi altı boş geyiklerle becerilebilecek bir iş değil. Ciddi zaman harcanması gereken, zor bir proje.
- GSTV, yerel bir kanaldan dahi daha amatör yönetilen, futbolcu, teknik ekip ve yönetime yalakalık etmeyi birincil misyonları olarak belirlemiş kişiler tarafından sunulan, gereksiz ve sıkıcı programlar topluluğu olarak özetlenebilir. Tek yaptıkları, sonradan profesyonel kanallarda izlediğimiz haberlere kaynak olmak. Bu işin başına, seyredilen bir kanal olma özelliğini kazandırma becerisine sahip bir profesyonelin getirilmesi son derece elzem. Digiturk anlaşmasından kazanılan bir yıllık gelirin, iyi bir oluşumla reklamdan bir ayda kazanılacağı gün gibi ortadayken, taraftara “Siz nasıl Galatasaraylısınız?” baskısı yapmaya dayalı zorlayıcı ve itici yöntemler kullanılmaktan bir türlü vazgeçilmiyor.
- GS Bonus çok iyi bir proje, ancak en son “kombineye 4 taksit” gibi komedi bir kampanya ile karşımıza çıkarak yeni bir skandala imza attılar. Bu mu yani heryerde bağırıp durduğunuz GS Bonus avantajları???
- Son olarak, ellerindeki en önemli “projeyi” kendi elleriyle parça parça ettiler. Galatasaray’ın spor dışı malzemelerini Adidas değil Galatasaray çalışanları hazırlıyorlar. Mor rengi kullanmaktan başka hiçbir yaratıcılık sergileyemiyorlar, hazırladıkları modellerin birçoğu inanılmaz amatör (sarı kırmızı ile mor rengi aynı giyside kullanmak gibi trajikomik hatalar var), kullanılan malzeme inanılmaz kötü… Bu işi profesyonellere bırakmak varken, iyi tasarlanmış, kaliteli malzemeden üretilmiş Galatasaray markalı ürünler Adidas-Puma-Nike gibi işini bilen markalardan birinin bütün mağazalarında satılabilecekken, 2 kez giydikten sonra ağzı yüzü bir yana kayan t-shirtler, 2 boy büyüyen eşorfmanlar üretip Galatasaray taraftarına “çakılıyor”. Ne kadar Galatasaray taraftarı olursak olalım, kimse gidip pazardan 10TL’ye alabileceği bir eşorfmana üstünde Galatasaray yazıyor diye 80TL vermez. Geçen sene yaratılan memnuniyetsizlikler, bu sene GS Store’lara yansıdığı zaman, bizim yönetim yine “şaşıracak”. Adnan Polat açıklama yapacak, “Siz ne biçim taraftarsınız, ne GSMobile’a geçiyorsunuz, ne GSTV seyrediyorsunuz, ne de GS Store’dan alışveriş yapıyorsunuz!” diye. Kimse de çıkıp demeyecek, “Biz almayı biliyoruz da, siz satmayı bilmiyorsunuz!”
Sonuç: Çok sayıda proje ile Galatasaray’ın gelirlerini arttırmaya yönelik çaba sarfeden yönetimin, bu iyi niyetini, bu projeleri yönetmeye gerçekten haiz kişiler atayarak devam ettirmesi gerekir. Yoksa bu projelerin bir çoğu 3-5 sene sonra unutulacak hayal kırıklıklarına dönüşecek.
2. Diyelim ki gerçekten kulüp maddi olarak transfer yapacak durumda değil. O zaman lütfen tutmayın Rijkaard’ı!!! Gönderin gitsin adam, futbol felsefesini uygulayacak kabiliyette olan futbolcuların bulunduğu bir kulübe! Hem senede 4 milyon Euro’dan kurtulun, hem de boşuna adama zaman kaybettirmeyin! Zaten belli seneye Neeskens’e bırakıp gideceği. Satın Elano, Keita ve Arda’yı. Bir strateji belirlediyseniz, yaptığınız bütün hamlelerin bu strateji doğrultusunda olması gerekir. Şampiyonlar Ligi’ne kalamama gibi risklerin de göz önüne zaten alınmış olması gerekir. Mustafa Sarp – Ayhan Akman – Barış Özbek üçlüsünden kurulu bir orta sahaya sahip olan, Baros’dan başka santraforu olmayan, sezon boyu kova bir kaleciyle oynayan takımımızın şampiyon olamamasına şaşırmak ne demek??? Galatasaray Yönetimi, hayal dünyasında yaşıyor demek!
3. Madem Rijkaard kaldı, o zaman ne gerekiyorsa yapıp, Galatasaray’ın ihtiyacı olan transferlerin yapılması gerekir. Mevcut kadroyla Galatasaray’ın gelecek sene de başarılı olamayacağı o kadar açık ki!!! Göz göre göre Seyrantepe’deki ilk senesinde takımımızın hüsrana doğru yelken açmasına izin veren bir Galatasaray Yönetimi mi olmak istiyorlar acaba!
Galatasaray çok ciddi eksikleri olan bir takım. Hücumda 9 tane alternatifi olması, orta sahasının Diyarbakırspor, defansının da Kayserispor ayarında olduğu gerçeğini değiştirmiyor:
Defans: Sene başından beri 100 kere iyi kaleci değil diye bağıra bağıra sesimizin kısıldığı Leo Franco’yu nihayet gönderdiler. Ufuk ve Aykut kalede çok sırıtmazlar, ancak Ufuk’un 1. kaleci olması gerekir, çünkü sürekli oynadığında kendini geliştirebilecek potansiyele sahip. Sol kanatta Caner’i göz göre göre gönderen yönetim, biri Hakan Balta’yı zorlayacak kalitede, biri de genç yetenek olmak üzere 2 transfer yapmak zorunda sol bek pozisyonuna. Ali Turan, Lucas Neill, Servet Çetin, Gökhan Zan ve Emre Güngör gibi 5 stopere sahip olan Galatasaray’da, Rijkaard’ın aradığı stoper maalesef yok. Neill’in yanında hem oyun kurabilen hem de hızlı bir oyuncu gerek. Sağ bek pozisyonuna ise en az bir transfer yapılmalı, Uğur Uçar ile birlikte Sabri’yi zorlayabilecek olan. Toplam 4 transfer gerekiyor defansa en az, ikisi 1. sınıf, diğer ikisi potansiyel vadeden genç oyuncu olmak üzere.
Orta Saha: Orta sahanın silbaştan yeniden kurulması gerekiyor. Israrla Stoch’u isteyen ve Santos’un da kalmasını talep eden Rijkaard, Arda’yı kanatta oynatmaya pek sıcak bakmıyor (sonuna kadar da haklı, Arda bu hızı ve kondisyonu ile kanatta oynamayı kesinlikle haketmiyor) O zaman orta saha Arda – Elano – Transfer şeklinde kurulacak. Ancak Elano, 4-3-3′de Xavi pozisyonuna soyunabilecek kapasitede bir oyuncu değil gibi görünüyor, Dünya Kupası’na kendini sakladığı için böyle görünüyor olabilir ancak satılıp yerine daha iyi bir oyuncu alınması her halükarda doğru seçim olacaktır. Yani Arda – Transfer – Transfer. Orta sahaya 2 yıldız alınması gerekiyor. Mustafa – Barış – Ayhan üçlüsünün bu oyuncuların yedeği dahi olamayacağı aşikar. Altay’dan transfer edilen Musa’nın yanına en az iki genç yetenek daha alınmalı. Orta sahada toplam bilanço da 4.
Forvet: Santos ve Keita kaldığı taktirde birtek Baros’a iyi bir yedek gerekiyor. Bu yedek bize göre Sercan Yıldırım. Bu oyuncunun 8-10 milyon Euro’ya kadar çıkılarak transfer edilmesi gerekiyor.
4+ 4 + 1 olmak üzere, toplam 9 oyuncuya ihtiyacımız var. Bunlardan beşinin yıldız ayarında olması gerektiğini göz önünde bulundurursak, transfere en az 50 milyon Euro ayırılması gerekiyor. Elano’nun 10 milyon Euro’ya satıldığını varsayarsak, yönetimin cebinden çıkması gereken para 40 milyon Euro. Galatasaray Yönetimi’nin bu parayı bulacak yapıda olmadığı neredeyse kesin. Ancak başka türlü de kimseden gidip kombine ve forma satın almalarını beklemesinler, çünkü ortada senelik gelirinin %25′ini dahi transfere ayıramayan bir kulüp var!
Geçen sene yapılan transfer yanlışlarının, az ya da çok parayla, bu sene de yapılmaya devam edileceğinin izlenimleri gelmeye devam ediyor:
- Rijkaard’ın ısrarla istediği Stoch 500bin Euro fark sebebiyle Fenerbahçe’ye kaptırıldı.
- Mevcut transferler Serdar Özkan(formsuz – bonservisi yok), Mehmet Batdal (ikinci lig oyuncusu – bonservisi yok), Musa Çağıran (ikinci lig oyuncusu)ve Ali Turan (bonservisi yok) transferleri, potansiyel vaadeden ancak büyük ihtimalle yedek oyuncu pozisyonuna yapılan transferler. Bedava transfer baldan tatlıdır lafına takıntı derecesinde bağlı Adnan Sezgin ve kurmayları, bu sene de dandik transferlerle göz boyayacak gibi duruyor.
- İngiltere’de lakabı Bay Sakat olan Grella’nın Galatasaray’ın transfer gündeminde olduğu söyleniyor.
- Geçen sene başından beri yapılmış olması gereken araştırmalar, potansiyel vaadeden yıldız adaylarının belirlenmesiyle sonuçlanmalı ve bu sene transfer döneminin ilk günlerinde kendini göstermeli. 10-12 Haziran tarihleri arasında Galatasaray en az 5 isme imza attırmalı. Bekleyip göreceğiz, ancak bunun olacağına dair en ufak bir ipucu yok. Umarız biz yanılırız.
Kısaca Galatasaray’ın transfer vizyonunda pek bir değişiklik görünmüyor. Bir tek flaş (ama yanlış) transferlerle biz taraftarları heyecanlandırıyorlardı, bu sene o da yok! Bunun iyi tarafı, bir beklentimiz olmadığı için, hayal kırıklığına da uğramayacağız, Galatasaray ilk 3′de bitirsin iyidir diyeceğiz, bitirebilirse sevineceğiz! Şayet sevgili yönetimimiz uyanıp da başını yastıktan kaldırmazsa!







