
Son 4 yıldır yapılan transferlere ve transferlerin yapılma şekline bakıldığında, Galatasaray’ın transfer politikasının hem çok kötü, hem de zaman zaman çirkin olduğu net biçimde görülebilir:
1. Galatasaray son 4 senede yaptığı transferlerin birçoğu, kulüplerin rızası dışında gelişen, zorlama transferlerdir.
2. Galatasaray zorlama transferlerin yanı sıra, bonservisi olmayan oyunculara yönelmektedir. Leo Franco, Gökhan Zan, Mustafa Sarp ve Harry Kewell örneklerinde olduğu gibi.
3. Milan Baros, Harry Kewell ve Gökhan Zan gibi sürekli sakatlanan oyuncuları, geçmişlerini bile bile transfer etmesi, sezon içinde takımı yalnız bırakan sürüyle oyuncu olmasına adeta davetiye çıkarmıştır.
4. Harry Kewell, Milan Baros, Elano Blumer, Kader Keita, Jo Alves ve Giovani Dos Santos… Son yıllarda transfer edilen neredeyse bütün yabancılar, kariyerlerinde aşağı doğru gitmekte olan futbolculardır.
5. Galatasaray son yıllarda Türk futbolunda parlayan hiçbir yıldızı bünyesine katamamıştır.
6. Galatasaray düzgün bir transfer planlaması yapamamaktadır. Sezon başında gün gibi ortada olan eksiklikler giderilmemiştir. Bu eksikliklerin sıkıntısı sezon içinde çok çekilmiştir.
Dilerseniz bu argümanları detaylandıralım:
1. Galatasaray önce futbolcu ile anlaşıp, kulübü transfere zorlamayı bir alışkanlık haline getirmiştir. 3 sene önce yapılan Lincoln transferinde Schalke 04 ile görüşen Lincoln “Ben Galatasaray’a gidiyorum, beni bırakın” gibi sözlerle kulübünü zor duruma düşürmüştür. Bu sezon Ufuk Ceylan ve Sezer Öztürk, iki oyuncunun da kulüplerinin rızası olmadan Galatasaray ile anlaşması nedeniyle Manisaspor tarafından kadro dışı bırakılmış, Ufuk Ceylan transferin son günü Galatasaray ile anlaşmış, Sezer Öztürk ortada kalmıştır. Yine kulüple anlaşmadan ön anlaşma imzalanan Kayserisporlu futbolcu Ali Turan, kulübü tarafından kadro dışı bırakılmış ve sezonun 2. yarısını futbol oynamadan geçirmiştir. Bu transfer hikayelerinin hepsi, Galatasaray’a yakışmayacak bir ahlaksızlık çerçevesinde yapılmıştır.
2. Bonservisi olmayan oyuncuya yönelmek, bir sebepten kulübüyle anlaşma yenilemeyen bir futbolcuyu almak demektir. Kulübüyle anlaşamayan futbolcu:
a. Yaşlıdır.
b. Formsuzdur.
c. Sakatlık problemi vardır.
d. Aç gözlüdür.
e. Problemlidir.
Bu sebeplerin hiçbirinin geçerli olmadığı istisnai durumlar, o kadar azdır ki… Galatasaray’ın yaptığı bonservissiz transferlere bakıldığında, hepsinin yukarıdaki şıklardan bir veya birkaçına uyduğunu görebiliriz.
3. Geçmişinde sürekli sakatlıklarla boğuşmuş oyuncuları transfer edip, sezon içinde yaşanan sakatlıklar sonrası, bu öngörüsüzlüğü “şanssızklık” gibi naif gerekçelerle izah etmeye çalışan Galatasaray yönetimi, Bülent Korkmaz’ın da söylediği gibi, futbolcuların dahi güvenmediği sağlık kurulunun aciziyeti sebebiyle son 3 sezondur sürekli sakatlıkla boğuşmaktadır. Güven vermeyen sağlık kurulunu değiştirmeyip, sakatlanmaya müsait sürüyle oyuncuyu kendilerine teslim etmek gibi bir hatalar silsilesi sanırız kadro sıkıntısının neden yaşandığına dair net bir fikir vermektedir.
4. Kariyerinde aşağı doğru giden oyuncular çok riskli transferlerdir. Galatasaray gibi yeniden yapılanma sürecinde olan bir takımın böyle transferler yapma lüksü yoktur. Şimdiye kadar getirilen düşüşte olan oyuncular arasında sürekli performans alınan oyuncu pek azdır. Keita dengesiz, Kewell süreklilikten yoksun, Baros vasat, Elano isteksiz, Jo tembeldir. Giovani Dos Santos bunların arasında en çok potansiyel vaadeden oyuncudur. O da daha yeni yeni kendine gelmektedir. Galatasaray çıkışta olan oyuncuları transfer etmelidir. “Nasıl versin 20-30 milyon Euro?” gibi bir soru sorabilirsiniz bu noktada. Ancak mesele o oyuncuyu 20-30 milyon Euro etmeden almaktır. Nasıl mı? Örnek verelim:
Şu anda İngiltere Premier Lig’de Manchester United’da forma giyen Antonio Valencia, Wigan Athletic tarafından Villareal’den kiralanmış, sonraki sezon ise bonservisiyle alınmıştır. Wigan Athletic’deki 2 sezonun ardından Manchester United kendisini 18 milyon Euro civarında bir bedelle transfer etmiştir. Bu oyuncu Wigan Athletic tarafından kiralanmadan önce, Galatasaray transfer ekibi tarafından tespit edilseydi, Şampiyonlar Ligi’nde oynayan bir Galatasaray’da forma giymeyi tercih etmesi çok yüksek ihtimaldi. Yine içimizi acıtan bir örnek: Hollanda Ligi’nde çok başarılı bir performans ortaya koyan ve Galatasaray’ın transfer gündeminde olduğu sürekli konuşulan Keisuke Honda, bu sezon başında CSKA Moskova tarafından 9 milyon Euro bedelle transfer edildi. Gösterdiği muhteşem performansla takımının ilk defa Şampiyonlar Ligi çeyrek finaline çıkmasında büyük katkısı olan oyuncu, düşüşte olduğu herkes tarafından kabul edilen Elano Blumer yerine, aşağı yukarı aynı bedelle transfer edilebilirdi… Geçti Bor’un pazarı derseniz, günümüzden bir örnek verelim: Şu anda BSC Young Boys forması giyen Fildişi Sahilli oyuncu Seydou Doumbia, bu sezon oynadığı 30 maçta attığı 28 golle muhteşem bir performans sergilemektedir. Yaklaşık 6 ay önce bu oyuncuyla ilgili bir araştırma yapıp yayınlamıştık. Genç, yetenekli ve bir dünya yıldızı olmasına neredeyse kesin gözüyle bakılan bu oyuncunun mutlaka alınması gerektiğini belirtmiştik. Geçtiğimiz günlerde CSKA Moskova Young Boys ile imzaladığı anlaşmayla gelecek sezon için Doumbia’nın işini şimdiden bitirdi. (Bonservis bedeli gizlidir ancak 12-15 milyon euro arasında olduğu tahmin edilmektedir) Şimdi bu oyuncuyu almak varken, sadece kontratağa yönelik futbol oynayan küçük takımlarda başarılı olabileceği tescilli olan, Fransa’da sezonun en kötü 2. transferi seçilen Kader Keita’yı transfer etmek neden??? Sezon başını boşverdik, ara transferde UEFA’da oynamayacak olan Jo Alves yerine bu oyuncuyu transfer edilseydi, hem gelecek için mükemmel bir yatırım yapılmış olur, hem de Atletico Madrid karşısına forvetsiz çıkılmazdı. Bizim, bir taraftarın gözüne çarpan önemli bir oyuncuyu başka hiçbir imkan olmadan mercek altına alabildiğimiz bir iletişim çağında, Galatasaray yönetiminin bu kadar imkanla, aynı şeyi bile yaptığına dair en ufak bir işaret yok ne yazıkki… Çünkü alınan oyuncular genellikle satışa çıkarılan, formsuz, sakat, geriye gitmekte oyuncular. Demek ki, bunlar arasından, menajerlerin teklifleri arasından seçiliyor bu transferler. Aksi olsaydı, kimsenin tanımadığı, Ribery gibi, Seydou Doumbia gibi oyuncular alınır, alınırken bu kim, alındıktan sonra neymiş bu adam denirdi…
Galatasaray’ın transfer politikasında büyük bir problem var. Vizyon problemi. Yükselişte olan, gelecek vaadeden, problemsiz, formda oyuncuları arayıp bulup 8-12 milyon euro gibi bir bedelle transfer etmek varken, gidip de sönmüş yıldızlara benzer bedeller vermek, vizyonsuzluktan başka birşey değildir. Galatasaray Kurmayları bu hatalarını acilen görmeli ve düzeltmeliler!
5. Galatasaray Özer Hurmacı ve Mehmet Topuz gibi son yıllarda Türk futbolunda öne çıkan hiçbir futbolcuyu kadrosuna katamamıştır. Nispeten yüksek bonservis bedelleri Galatasaray’ı diğer büyüklerin gölgesinde kalmaya zorlamıştır. Ancak şu unutulmamalıdır. Taraftarın ilgisinin sürmesi, forma satışları ve en önemlisi güçlü bir takım iskeleti kurulması için her sene en az bir Türk yıldız adayının transferi şarttır. Geçen sene Özer Hurmacı’yı bünyesine katmak için ön anlaşma yapan, ancak peşinatı yatırmadığı için bu hakkını kaybeden Galatasaray Yönetimi, Ribery vakasına benzer bir aciziyeti bu konuda da göstermiştir. Bu sene Sercan Yıldırım’ın Galatasaray’a transfer edilmesi bu anlamda büyük bir önem taşımaktadır.
6. Son olarak Galatasaray’ın dengesiz transfer politikasını da gözler önüne serelim:
Leo Franco (2 milyon Euro), Hakan Balta (3 milyon Euro), Servet Çetin (5 milyon Euro), Gökhan Zan (2 milyon Euro), Sabri Sarıoğlu (7 milyon Euro), Mustafa Sarp (1 milyon Euro), Ayhan Akman (2 milyon Euro)
Galatasaray’ın sezon başındaki ideal onbirinde yer alan defans ve orta saha oyuncularının toplam değeri 22 milyon Euro. Toplam 7 oyuncu, yani kişi başı ortalama 3.2 milyon Euro değerinde oyuncular.
Elano Blumer (8 milyon Euro), Arda Turan (15 milyon Euro), Milan Baros (7 milyon Euro), Kader Keita (10 milyon Euro)
Galatasaray’ın hücum oyuncularının toplam değeri 40 milyon Euro! 4 oyuncu, kişi başı ortalama 10 milyon Euro!!!
Üstelik, hücum oyuncularının alternatifleri de çok değerli. Jo Alves (10 milyon Euro), Harry Kewell (7 milyon Euro) gibi…
Sanırız bu resim, Galatasaray’ın transfer politikasının ne kadar yanlış yapıldığını net biçimde göstermektedir. Sadece alınan oyuncular yanlış seçimler değildir. Aynı zamanda oyuncu pozisyonları da yanlıştır!!! Bu durum o kadar net ki, şunu iddia ediyoruz: Vasat oyuncular olan Ernst ve Fink eğer Beşiktaş’da değil de Galatasaray’da forma giyseydi, şu anda Galatasaray en az 5-6 puan farkla liderdi…
Son olarak, dengesiz transfer politikasının bir başka vahim yüzünü gösterelim: Galatasaray’ın saydığımız 4 hücum pozisyonu için alternatifleri: Arda Turan, Giovani Dos Santos, Harry Kewell, Milan Baros, Jo Alves, Emre Çolak, Caner Erkin, Kader Keita, Elano Blumer. 4 pozisyon için, 6sı yabancı toplam 9 altenatif! Gelelim Galatasaray orta sahasına: Ön libero pozisyonu için alternatifler: Mustafa Sarp, Ayhan Akman, Barış Özbek, Mehmet Topal… 2 pozisyon için, hepsi birbirinden beter 4 alternatif. Tamamı yerli. Bu nasıl takım oluşturmak? Bu ne biçim dengesizlik?
Galatasaray Yönetimi’ne sesleniyoruz. Artık yıl boyunca devam eden araştırmaların sonucunda yapılan, bir ekip çalışmasının ürünü olan ve geleceğin yıldızlarını takıma kazandırmaya odaklanmış, profesyonel bir transfer politikası uygulamaya başlamanın zaman gelmedi mi?







100% katılıyorum.Okurken inanamadım,bu kadar araştırmacı ve bilimsel bir yazı okumamıştım.Peki… Yöneticiler ile de temas etsenize ! Yardımcı olmaya çalışsanıza.. red etseler bile “uyanabilirler” belki..
Katılıyorum/Katılmıyorum:
2
0
Bu yazıyı kulübe de ( biraz yumuşatarak) yollayabilirsiniz..veya dergiye.
Katılıyorum/Katılmıyorum:
1
0