Galatasaray, maç boyunca sıfır pozisyonu olan ve beraberliğe çoktan razı Fenerbahçe karşısında 4 %100 gol pozisyonunu değerlendiremeyerek, 35 metreden atılan 50km hızla giden topu Leo Franco’nun içeri alması sonucu çok şanssız bir şekilde yenilerek hem Fenerbahçe’nin son yıllardaki karşılaşmalardaki üstünlüğüne devam etmesine seyirci kaldı, hem de şampiyonluk yolunda büyük yara aldı.

Bu maç üzerinden bütün oyuncuların performansını değerlendirmek sanırım Galatasaray’ın sezon sonunda girişeceği transfer harekatının yönünü çizmeye önemli anlamda yardımcı olacaktır.

1. Leo Franco: Sezon başından beri Atletico Madrid dışında iyi performans gösterdiği bir maç söylemek zor. Birebirde iyi, 18′in etrafından atılan şutlarda tam anlamıyla rezil. Sezon başından beri yediği hatalı golleri, Selçuk’un 35 metreden attığı meltem hızındaki vuruşu içeri alarak taçlandırdı. Kanımızca bundan sonra maç kadrosuna dahi alınmamalı, kalan 7 maçta Ufuk oynatılmalı. Sezon sonunda kesinlikle gönderilmesi gereken ilk isim. Yönetimin büyük transfer hatalarından ilki.

2. Sabri Sarıoğlu: Maçta çok fazla öne çıkmadı, Fenerbahçe’nin çok iyi kontratağa çıktığını ve 3. sınıf ön liberolar ile oynadığımızı düşünürsek doğru bir seçimdi bu taktik. Sezon başından beri en formda ve en etkili oyuncularımızdan biriydi. Ancak yaşadığı sakatlık sebebiyle takımı yaklaşık 2 ay eksik bıraktı. Uğur eksikliğini dolduramadı ne yazıkki. Sabri’nin iyi bir yedeğe ihtiyacı var. İdeal bir Galatasaray kadrosunun vazgeçilmezlerinden.

3. Servet Çetin: Çok iyi bir stoper. Ancak maalesef Rijkaard’ın sistemine hiç ama hiç uymuyor. Bu sistemde stoperlerin pas kabiliyeti yüksek, top çalma, kontratakları durdurma, takım ataktayken defansı orta sahaya kadar çekme gibi meziyetlere sahip olması gerekiyor. Servet ise daha çok alan kapatan ve adam kovalayan bir oyuncu, topla rakip arasına girmeyi hedefleyen bir yapısı var. 4-5-1 gibi bir sistemde mükemmel bir stoper, ancak 4-3-3′ün adamı değil. Zaten kendisi de yurtdışına gitmek istiyor, bu fırsat değerlendirilmeli.

4. Lucas Neill: Yanında çabuk ve anlaşabileceği genç bir stoper olduğu sürece mükemmel bir seçim. Pas yapmayı, geriden oyun kurmayı becerebilen bir isim. Ali Turan ya da Emre Güngör ile birlikte iyi bir ikili olacaklarını düşünüyoruz.

5. Caner Erkin: Hakan Balta’nın iyileşmesine rağmen, Rijkaard’ın Caner’i tercih etmesi, sisteminde oyunu açabilen, ofansif beklerin ne kadar değerli olduğunun bir göstergesi. Çok daha iyisi alınmadığı sürece, Caner sol bekin değişmezi olmaya aday. Defansif anlamda eksik gibi görünmesinin en büyük sebebi, kademeye girmekten aciz ön liberolar. Rijkaard’ın oyun sisteminde, geriden pas ile çıkılırken, beklerin taç çizgisi ile orta saha çizgisinin birleştiği yere kadar açılması gerekiyor. Bu pozisyonda, kaptırılan bir topla rakibin geliştirdiği bir kontratakta beklerin yerini kapatmaları gereken oyuncular, orta sahadan stoperlere yaklaşmış durumda olan ön liberolar. Ancak bu gerçekleşmeyince, hemen yorum belli! “Caner kademeye giremedi. Sabri kademe hatası yaptı.” Caner’in yanına bir alternatif alınabilir, çünkü Hakan Balta’nın bu sezonki formsuzluğu çok ciddi.

6. Elano Blumer: Kendisinden büyük beklentileri olanlar için tam bir hayal kırıklığı. Ancak Manchester City’den tembelliği sebebiyle gönderildiğini, son 7-8 maçtır Dünya Kupası’na sakatlanmadan gitmek istediği için korkak ve etkisiz bir futbol oynadığını göz önüne alırsak, bu performansı normal. En iyi senaryo, Dünya Kupası’nda çok başarılı olup iyi bir paraya satılması. Bu olmaz da kalırsa, zaman zaman faydalınabilecek bir oyuncu. Senede 3 milyon Euro “zaman zaman” için fazla lüks derseniz, haklısınız.

7. Mustafa Sarp: Enerjisi, ahlakı ve çabası ile örnek bir oyuncu. Ancak Galatasaray gibi bir takımın 4 – 3 – 3 sisteminde yer alması kesinlikle mümkün değil. Pas özelliği çok zayıf, çalım atamıyor, şutları etkisiz. Pasif defans yapıyor, top çalma gibi bir özelliği yok. Mustafa Sarp’ı üzülerek de olsa bu kadar yermişken alternatifine de değinelim. Barış Özbek Sarp’dan çok daha kötü. Yedek olarak dahi kalmasına gerek yok.

8. Mehmet Topal: Sarp, Barış, Ayhan ve Topal dörtlüsü arasında kalması gereken tek oyuncu. Tek ön liberoyu iyi oynuyor. Hızlı düşünme ve tek pas oynama özelliklerini geliştirirsek ilk 11 oyuncusu olabilir, aksi halde yedek. Saçlarını fönletip defilelere katılacağına, ayaklarını raket gibi yapmaya uğraşsın. Galatasaray’a geldiğinden beri kendini zerre geliştirmedi. Ayhan Akman ise, gördüğümüz en garip oyunculardan biri. Sezon başında takımın açık ara en önemli adamlarından biri. Orta sahayı işleten, Mustafa Sarp’ın hücum eksiklerini kapatan, takımını atağa kaldıran general. Bir sakatlanıyor, geri döndüğünde sanki biri Ayhan’ı klonlamış, futbol zekasından ve kabiliyetlerinden tamamen arındırmış, gerçek Ayhan’ın yerine geçirmiş… 2 metre ötesindeki adama pas atamıyor. Gole giden rakibe 20 metre yanında koşarak eşlik ediyor, golü attıktan sonra bir kutlamadığı kalıyor… vs. vs. Yedek olarak takımda kalabilir ama ideal koşullarda gitmesi daha iyi.
9. Kader Keita: Kaotik, dengesiz, şok edici, disiplinsiz, acaip bir futbolcu. Yetenekleri inanılmaz. Ancak Rijkaard’ın sisteminde kesinlikle ideal bir oyuncu değil. Vücut çalımı sıfır. Topu hep ayağında istiyor. Orta kabiliyeti yerlerde. İsabet oranı çok düşük. Şutları bir doksana, üç taca gidiyor. İyi bir kontrarak takımında büyük bir yıldız olur. Ancak Galatasaray gibi hızlı tek pas ve baskılı oyuna dayalı bir sistemde, sistemi bozan başrol oyuncularından biri. Bize kızmadan önce, lütfen hatırlayın. Keita gelmeden önce, Galatasaray nasıl bir futbol oynuyordu? Tek kelimeyle muhteşem! Keita geldikten sonra ne değişti söyleyelim. Topa Keita’ya ver. Dört kişinin üstüne gitsin. %80 topu kaybetsin. Tekrar topun peşinden koş. Topu kap, Keita’ya ver. Yine dört kişinin üstüne gitsin. %20 ihtimalle geçsin, yaptığı orta ya da şut %90 boşa gitsin… Hem çoğu zaman bal yapmayan arı, hem de takımın sistemli biçimde atak yapmasını engelliyor. Orta sahaya kadar gelerek top istemesi yanlış, atılan ara paslara çoğu zaman koşmaması hatalı vs. vs. vs. Futbol kültürü zayıf, o da olmadığında ısrar ediyor. Lyon’da tutunamamasının de en büyük sebebi futbol kültürünü geliştirememesi. Yeteneklerini sonuca etki edecek biçimde kullanamaması. Rijkaard bunu eninde sonunda düzeltir varsayımıyla kalabilir de. Ancak 14 milyon Euroluk teklifler olduğu söyleniyor. Onu satıp, 15 milyon Euro’ya Atletico Madrid’den Reyes’i alabilirsek, kanat oyuncusu nasıl olurmuş hep beraber görürüz.

10. Jo Alves: Çok faydalı bir oyuncu, ama 35 yaşına gelmiş veteran bir futbolcu gibi oynuyor. Enerjisi düşük, isteği az, çabaları yetersiz. Arkası dönük çok iyi. Koşuları da fena değil. Ancak bildiğimiz kadarıyla parti vermekten saha içinde hareketliliğe pek gücü kalmıyor. 4-5 milyon Euro eder. Ancak Machester City’ye 24 milyon Euro’ya gelen Jo’dan eser yok. Kiralanarak ya da düşük bir bedelle transfer edilirse, faydalı olabilir, alternatif forvet olarak. Yoksa gitmesinde hiçbir sakınca yok.

11. Giovani Dos Santos: Zamanlaması çok kötü seçilmiş, çok iyi bir transfer. Bonservisi kesinlikle alınmalı. Kanat oyuncusu özelliklerine sahip. Hızlı, çalım atabiliyor, ortaları etkili, şutları düzgün ve sert. Tam bir kanat adamı. Rıdvan Dilmen’in aksine, Arda’dan daha faydalı bir oyuncu olduğunu düşünüyoruz kanatlarda. Arda’da çabukluk, kondisyon ve şut özellikleri yok çünkü.

12. Milan Baros: Sakatlandıktan sonra baş tacı edildi. Yokluğu ciddi manada hissedildi çünkü. Ancak varlığında da bize saç baş yolduran bir isimdi. Sebebi, yakaladığı %100 gol pozisyonlarından %70′ini harcaması. Arkası dönük ona gelen pası geri atmaktan dahi aciz olması. Hızı ve oyun zekası ile çok önemli bir isim, ancak Şampiyonlar Ligi finalini hedefleyen bir takımın ilk forveti asla değil. Kalsa faydalı olur, yerine çok iyi bir oyuncu alınsa daha faydalı olur.

13. Arda Turan: Kaptan yapılması çok büyük bir hataydı. Hem takım, hem de kendisi için. Futboluna odaklanacağına sürekli mesaj vermek çabasında oldu. Zor zamanlarda takımını ayağa kaldıracak liderlik kabiliyetini sergileyemedi. Ancak ondan bunu beklemek esas yanlıştı zaten. 2 Fenerbahçe maçında da takıma büyük zarar verdi, ilkinde tansiyonu yükselterek-panikleyerek, ikincisinde sakat sakat oyuna girip takımını 10 kişi bırakarak. İyi bir Galatasaraylı olduğunu kanıtlaması için bunları yapmasına gerek yok, biz zaten biliyoruz… Oyununa gelince. Hatırlayın, sezon başında ilk 15 maç Arda Turan forvet arkasında hücuma dönük orta saha olarak oynadı. Ve inanılmaz işler yaptı. Çok başarılı oldu. Goller attı, muhteşem asistler yaptı. Yerine tam oturdu. Sonra ne oldu? Elano geldi, mertlik bozuldu. Rijkaard’ın Arda’yı orta sahada kullanma isteği, büyük ihtimalle yönetimin müdahelesi sebebiyle gerçekleşmedi. Sonra ne oldu? Takım da bozuldu. Kendini Cruyff zanneden dahi bazı yöneticiler sayesinde takımın kimyası bozuldu, Rijkaard’ın otoritesi sarsıldı. Tabii bu son kısım tahmin. Ancak biz bu saçmalığa başka bir açıklama bulamadık.
Arda’nın futbol karakterine ayrı bir parantez açmak istiyoruz. Arda son 2 senede gösterdiği kişilik ile şunu kanıtladı. Arda ideal bir kanat oyuncusu değil. Bu kadar. Kanatlarda da etkili olabilen, bir orta saha oyuncusu. Çünkü çabukluğunu bir türlü arttıramıyor. 90 dakika boyunca ileri geri mekik dokuyacak enerji ve kondisyona sahip değil. Çalım attığı adama, bir çalım daha atmak zorunda kalıyor, çünkü oyuncu arkasından yetişip tekrar önüne geçiyor çoğu zaman. Bu kadar yavaş bir adamın kanat oyuncusu olmasını beklemek hayalcilik. Evet kanatlarda da etkili maçlar çıkarabiliyor, ancak Caner Erkin’in hızına ve çabukluğuna sahip mi? Yok. O zaman ideal bir kanat oyuncusu değil. Arda çok çaba gerektirmeyen, Maldiv – Kanarya Adaları tatillerini bozmayacak şut çalışmaları yaparak şut kabiliyetini arttırmalı ve Galatasaray’ın orta sahasına yerleşmeli. Top saklama kabiliyeti muhteşem. Sırtı dönük oynayabiliyor. Pasları etkili ve yerinde. Futbol zekası çok yüksek. Bu özelliklerin hepsi, orta sahada hücuma dönük pozisyonu işaret ediyor. Su götürmez biçimde. Kanatta Liverpool’u bırakın, Sunderland’de dahi oynamaz.
Bütün yorumları toparlayalım:
——————————————–UFUK——————————————–
(AYKUT)
SABRİ—————-NEILL———————-ALİ TURAN—————-CANER
(TRANSFER) (EMRE GÜNGÖR) (GÖKHAN ZAN) (HAKAN BALTA)
————————–TRANSFER——————TRANSFER————————
(MEHMET TOPAL) (MUSA ÇAĞIRAN)
——————————————–ARDA——————————————–
(ELANO)
DOS SANTOS———————— BAROS——————————–TRANSFER
(AYDIN) (TRANSFER) (EMRE ÇOLAK)
Bu tabloya bakıldığında, Galatasaray’ın sezon sonunda yapması gereken olmazsa olmaz transferleri şu şekilde:
1. Ön libero – defansif orta saha pozisyonlarına 2 adet 1. sınıf transfer. Bu oyuncuların Ernst - Aurelio – Appiah – Emre Belözoğlu gibi, aktif defans yapan, top çalan, çaldığı topu hem pas hem de çalımla ileriye taşıyabilen, uzaktan şutları etkili, kondisyonu yüksek, enerjik isimler olmalılar. (Ahlak anlamında Emre gibi olmalarını istemeyiz tabii)
2. Sol kanada Dos Santos gibi hızlı, teknik, çabuk, şutları düzgün, enerjik bir oyuncu alınmalı. Gionvani’den daha güçlü olması faydalı olacaktır. Kewell’ı unuttuk zannetmeyin, ancak her sene 3 ay sakatlanan bir oyuncu, Maradona da olsa takımın uzun vadeli planlarında yer almamalı bize göre.
3. Jo’nun gönderildiğini varsayarsak, Makukula gibi top tutabilen güçlü bir pivot forvet, takımın oyun planını esnekleştirmesi açısından çok iyi olacaktır. Sercan Yıldırım’ın da uzun vadede Baros’un yerini almak üzere transfer edilmesi, takımın forvet gücünü mükemmele yakın hale getirecektir diye düşünüyoruz.
Bu tabloya göre gönderilmesi gereken isimler Leo Franco, Mustafa Sarp, Barış Özbek, Kader Keita ve Jo Alves.
Son sözümüz şu: Madem takımı Rijkaard’a teslim ettiniz, takıma nüfuz etmesine izin verin. Sizin Elano’ya saydığınız paracıklar boşa da gitse, kafanıza göre yaptığınız transferler nedeniyle kafanızı duvarlara çalmanız gerekse de, izin verin! İzin verin kendi transferlerini yapsın, siz çok beğenseniz de, kendi beğenmediği oyuncuları göndersin. Takımda otoritesini sağlamlaştırsın. Başarı gelecekse, ancak böyle gelir!
Galatasaray yönetiminin yapacak çok işi var. Umarım bunun farkında olarak, yaptıkları hataları tekrarlamadan, iyi bir transfer planlamasıyla takıma katkı yaparlar.







