Galatasaray’ın mevcut hedefi, Lyon, Porto, Manchester City ve Atletico Madrid ayarında bir takım haline gelebilmek. Galatasaray dünya yıldızları için bırakın hedefi, araç haline gelebilmiş değil henüz. Tabii bunda Turkcell Süper Lig’in kalitesizliği en büyük etken. Ancak “Bir takım nasıl sınıf atlar?” sorusuna cevap vermek gerektiği zaman, ilk akla gelen konu, bunun bedelini ödemek…

Bedel ödemek derken, yanlış anlaşılmasın, Fenerbahçe gibi Brezilyalı oyunculara emeklilik planları hazırlamaktan bahsetmiyoruz. Bizim aklımızdaki, yukarıda örnek verdiğimiz takımlar ile aynı ayarda kabul edilebilmek için dünya genelinde, nelerin feda edilmesi gerektiği.
Öncelikle, transfer politikasından başlayalım. Galatasaray’ın son 2 senede yaptığı Harry Kewell, Milan Baros, Kader Keita, Elano Blumer ve en önemlisi Frank Rijkaard transferleri, önümüzdeki yıllarda yapılacak transferlerin kalitesini yükseltmesi açısından çok önemli. Lyon ve Manchester City gibi takımlardan alınan oyuncular, Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğu yaşamış bir efsane olan Rijkaard ile çalışabilme imkanı, gittiği ligin en iyi takımında oynamak gibi avantajlarımız var şu an elde. Elano ve Keita istenilen katkıyı yapmasalar dahi, şimdiden transfer politikamıza önemli katkı sağladılar bile. Galatasaray’ın, kariyerlerinde düşüşte olan bu futbolcuları transfer ederek aldığı risk, sadece bu katkı için dahi alınmalıydı.
Artık Galatasaray’ın transfer etmek istediği herhangibir oyuncu, takımda bu isimlerin olduğunu gördüğü zaman, Galatasaray’a Turkcell Süper Lig’deki diğer bütün takımlara bakılan “Katar’ın hallicesi” bakışıyla bakamayacak. Tabii, Derwall’den bu yana gelen bir kültürün devamı bu durum, 2 senede olacak birşey değil. Ancak Faruk Süren Yönetimi’nin rezil finansal yönetimi nedeniyle zor duruma düşen Kulübümüzün bugünkü dinamizmi, hem psikolojik toparlanması hem de yurtdışındaki reputasyonunu koruması ve iyileştirmesi açısından çok çok önemli.
Bu bakış açısıyla, Turkcell Süper Lig’in Gençlerbirliği, Bursaspor ve Kayserispor gibi güzide takımları arasına girmeyi hedefleyen Sivasspor’un ödemesi gereken bedelle, Dünya’nın sayılı kulüpleri arasına girmeyi hedefleyen Galatasaray’ın ödemesi gereken bedel arasında temel bir fark yok. Galatasaray nasıl Fatih Terim’in ayrılışı ve Faruk Süren’in kötü yönetimiyle 7-8 senesini kaybettiyse, Sivasspor da geçen sene 5-6 kilit oyuncusunu satmak gibi anlamsız bir hataya düşünce, ligin dibine vurdu. Bu iki kötü deneyimden de aynı ders çıkıyor:
Kendinizi dev aynasına görüp, dünyada nerdedeyse hiçbir takımın tam olarak sahip olamadığı “uzun süreli istikrar”ı yakalamadan, kimsenin tam olarak bilmediği “başarı” formülünün önemli değişkenlerini bozarsanız, olacaklardan sorumlu siz olursunuz. Bu değişkenler, istikrarlı bir oyuncu birlikteliği, uzun süreli teknik direktör kontratları, finansal güç ve kulüp kültürünün iyileştirilmesi olarak sıralanabilir. Fatih Terim egosunun peşinden İtalya’ya kanatlanırken, Galatasaray’ın önündeki zorlu yılların elbette farkındaydı. Sivasspor yönetimi Bilica’yı Fenerbahçe’ye satarken 4-5 milyon Euro’ya, bunun takımın savunma dengesini bozabileceğini elbette biliyorlardı.
Sonuçta, iki takımın yöneticileri de, istikrarın ve sınıf atlamanın bedelini ödemek istemediler. Faruk Süren, aman Fatihçiğim, sen takımımızın temel direğisin, gitme, diyemedi. Emre Belözoğlu’na “Seni İnter mi istiyormuş, hahaha” dedi. Sivassporlu yöneticiler, “halkın tepkisi oluyor” diye İsrailli oyuncularıını gönderdi. Vesaire vesaire…
Sivas’ı bir kenara bırakalım, Galatasaray tekrar Faruk Süren Yönetimi’nden önceki dinamizmine ve potansiyeline kavuşmuş durumda. Bizim şimdi ödememiz gereken ilk bedel, Frank Rijkaard’ı ne pahasına olursa olsun en az 5-6 yıl takımın başında tutmak. Sonra, takımın iskeletini oluşturmak için gerekli olan transferleri yapmak. Bu transferlerden %50’si takıma otursa dahi, yeterli. Arada elbet Lincolnler çıkacak. Bu işin doğası bu. Bunu bir bedel olarak görmek gerek.
Şu anda takımda Şampiyonlar Ligi Şampiyonu bir Galatasaray’da dahi oynar diyebileceğimiz kaç oyuncu var? Soru bu. Bize göre cevap 5: Sabri, Servet, Arda, Keita(Elano) ve Kewell. Diğer altılıyı bulmak için, Galatasaray’ın hem bu oyuncuların hepsini elinde tutması, hem de belki 15 oyuncu daha transfer etmesi gerek. İşte hedefimize yürürken ödememiz gereken bedeller bunlar.







Beğenilen Yorum, Katılıyorum/Katılmıyorum
5
0
Düşük puan nedeniyle gösterilmiyor . Görmek için tıklayın.
Bu Yorum Tutulmamış. Katılıyorum/Katılmıyorum:
0
3
sonuna kadar hepsi doğru ancak sayılan 5 oyucu içinde sabri neden var anlamadım? bu sabride olan mahareti neden biz göremiyoruz? bütün yazarlar mı kör sabrinin çaresizlikten sağ bek oynadığını göremiyorlar mı?
Katılıyorum/Katılmıyorum:
0
2
Beğenilen Yorum, Katılıyorum/Katılmıyorum
4
0
Beğenilen Yorum, Katılıyorum/Katılmıyorum
6
0