Bedelini Ödemek: Galatasaray ile Sivasspor’un ortak yanı

Yazan Hamit Tümer on Kas 13th, 2009 dosyalama Köşe Yazıları. Bu yazıyla ilgili yeni yorumları buradan takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya link verebilir ya da hakkında yorum yapabilirsiniz

Galatasaray’ın mevcut hedefi, Lyon, Porto, Manchester City ve Atletico Madrid ayarında bir takım haline gelebilmek. Galatasaray dünya yıldızları için bırakın hedefi, araç haline gelebilmiş değil henüz. Tabii bunda Turkcell Süper Lig’in kalitesizliği en büyük etken. Ancak “Bir takım nasıl sınıf atlar?” sorusuna cevap vermek gerektiği zaman, ilk akla gelen konu, bunun bedelini ödemek…

sampiyonlar_ligi

Bedel ödemek derken, yanlış anlaşılmasın, Fenerbahçe gibi Brezilyalı oyunculara emeklilik planları hazırlamaktan bahsetmiyoruz. Bizim aklımızdaki, yukarıda örnek verdiğimiz takımlar ile aynı ayarda kabul edilebilmek için dünya genelinde, nelerin feda edilmesi gerektiği.

Öncelikle, transfer politikasından başlayalım. Galatasaray’ın son 2 senede yaptığı Harry Kewell, Milan Baros, Kader Keita, Elano Blumer ve en önemlisi Frank Rijkaard transferleri, önümüzdeki yıllarda yapılacak transferlerin kalitesini yükseltmesi açısından çok önemli. Lyon ve Manchester City gibi takımlardan alınan oyuncular, Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğu yaşamış bir efsane olan Rijkaard ile çalışabilme imkanı, gittiği ligin en iyi takımında oynamak gibi avantajlarımız var şu an elde. Elano ve Keita istenilen katkıyı yapmasalar dahi, şimdiden transfer politikamıza önemli katkı sağladılar bile. Galatasaray’ın, kariyerlerinde düşüşte olan bu futbolcuları transfer ederek aldığı risk, sadece bu katkı için dahi alınmalıydı.

Artık Galatasaray’ın transfer etmek istediği herhangibir oyuncu, takımda bu isimlerin olduğunu gördüğü zaman, Galatasaray’a Turkcell Süper Lig’deki diğer bütün takımlara bakılan “Katar’ın hallicesi” bakışıyla bakamayacak. Tabii, Derwall’den bu yana gelen bir kültürün devamı bu durum, 2 senede olacak birşey değil. Ancak Faruk Süren Yönetimi’nin rezil finansal yönetimi nedeniyle zor duruma düşen Kulübümüzün bugünkü dinamizmi, hem psikolojik  toparlanması hem de yurtdışındaki reputasyonunu koruması ve iyileştirmesi açısından çok çok önemli.

Bu bakış açısıyla, Turkcell Süper Lig’in Gençlerbirliği, Bursaspor ve Kayserispor gibi güzide takımları arasına girmeyi hedefleyen Sivasspor’un ödemesi gereken bedelle, Dünya’nın sayılı kulüpleri arasına girmeyi hedefleyen Galatasaray’ın ödemesi gereken bedel arasında temel bir fark yok. Galatasaray nasıl Fatih Terim’in ayrılışı ve Faruk Süren’in kötü yönetimiyle 7-8 senesini kaybettiyse, Sivasspor da geçen sene 5-6 kilit oyuncusunu satmak gibi anlamsız bir hataya düşünce, ligin dibine vurdu. Bu iki kötü deneyimden de aynı ders çıkıyor:

Kendinizi dev aynasına görüp, dünyada nerdedeyse hiçbir takımın tam olarak sahip olamadığı “uzun süreli istikrar”ı yakalamadan, kimsenin tam olarak bilmediği “başarı” formülünün önemli değişkenlerini bozarsanız, olacaklardan sorumlu siz olursunuz. Bu değişkenler, istikrarlı bir oyuncu birlikteliği, uzun süreli teknik direktör kontratları, finansal güç ve kulüp kültürünün iyileştirilmesi olarak sıralanabilir. Fatih Terim egosunun peşinden İtalya’ya kanatlanırken, Galatasaray’ın önündeki zorlu yılların elbette farkındaydı. Sivasspor yönetimi Bilica’yı Fenerbahçe’ye satarken 4-5 milyon Euro’ya, bunun takımın savunma dengesini bozabileceğini elbette biliyorlardı.

Sonuçta, iki takımın yöneticileri de, istikrarın ve sınıf atlamanın bedelini ödemek istemediler. Faruk Süren, aman Fatihçiğim, sen takımımızın temel direğisin, gitme, diyemedi. Emre Belözoğlu’na “Seni İnter mi istiyormuş, hahaha” dedi. Sivassporlu yöneticiler, “halkın tepkisi oluyor” diye İsrailli oyuncularıını gönderdi. Vesaire vesaire…

Sivas’ı bir kenara bırakalım, Galatasaray tekrar Faruk Süren Yönetimi’nden önceki dinamizmine ve potansiyeline kavuşmuş durumda. Bizim şimdi ödememiz gereken ilk bedel, Frank Rijkaard’ı ne pahasına olursa olsun en az 5-6 yıl takımın başında tutmak. Sonra, takımın iskeletini oluşturmak için gerekli olan transferleri yapmak. Bu transferlerden %50’si takıma otursa dahi, yeterli. Arada elbet Lincolnler çıkacak. Bu işin doğası bu. Bunu bir bedel olarak görmek gerek.

Şu anda takımda Şampiyonlar Ligi Şampiyonu bir Galatasaray’da dahi oynar diyebileceğimiz kaç oyuncu var? Soru bu. Bize göre cevap 5: Sabri, Servet, Arda, Keita(Elano) ve Kewell. Diğer altılıyı bulmak için, Galatasaray’ın hem bu oyuncuların hepsini elinde tutması, hem de belki 15 oyuncu daha transfer etmesi gerek. İşte hedefimize yürürken ödememiz gereken bedeller bunlar.

Diğer köşe yazıları  için lütfen tıklayın

Anasayfaya dönmek için lütfen tıklayın

5 Yorum “Bedelini Ödemek: Galatasaray ile Sivasspor’un ortak yanı”

  1. mustafa diyor ki:
    barosun olmaması ilginç..

    Beğenilen Yorum, Katılıyorum/Katılmıyorum Katılıyorum 5 Katılmıyorum 0

    • Hamit Tümer diyor ki:

      Düşük puan nedeniyle gösterilmiyor . Görmek için tıklayın.

      Bu Yorum Tutulmamış. Katılıyorum/Katılmıyorum: Katılıyorum 0 Katılmıyorum 3

  2. Sinan diyor ki:

    sonuna kadar hepsi doğru ancak sayılan 5 oyucu içinde sabri neden var anlamadım? bu sabride olan mahareti neden biz göremiyoruz? bütün yazarlar mı kör sabrinin çaresizlikten sağ bek oynadığını göremiyorlar mı?

    Katılıyorum/Katılmıyorum: Katılıyorum 0 Katılmıyorum 2

    • Hamit Tümer diyor ki:
      Sabri’nin bu sezonki performansı fazlasıyla iyi, hem hücuma yaptığı katkılar (son 2 maçta 1 gol 1 asist) hem de defansta kademeye girişleri düzgün, şutları ve ortaları çok daha isabetli. Hakemle tartışmıyor, oyunu germek yerine futboluna konsantre oluyor. Bu sezon için Gökhan Gönül mü, Sabri Sarıoğlu mu diye sorsanız Sabri’yi tercih ederim. Bu sezonki performansıyla bize göre en formda oyunculardan biri, ancak geçmiş senelerde yaptığı hatalar biraz üzerine yapışmış sanki, onu yeni bir oyuncu gibi izlerseniz takıma ne kadar faydalı olduğunu görebilirsiniz.

      Beğenilen Yorum, Katılıyorum/Katılmıyorum Katılıyorum 4 Katılmıyorum 0

  3. Mustafa Aydın diyor ki:
    gercekten guzel ve mantıklı bır yazı..yenı gelısen bu sıte aslında bu tarz yazılarıyla hedefını ve vızyonunu acıkca bellı edıyor..bu tarz analız ve yazıların devamını merakla beklıyorum..umarım okuması gerekenler de bır sekılde ulasırlar bu yazılara..tebrıkler..

    Beğenilen Yorum, Katılıyorum/Katılmıyorum Katılıyorum 6 Katılmıyorum 0

Yorumunuzu yazın

Sponsor bağlantı

Foto Galeri

Giriş / Advanced NewsPaper by Gabfire Themes