
Levent Tüzemen (Sabah)
Mustafa Sarp’ın yerine oynayan Ayhan, Sabri’ye attırdığı gol dışında Galatasaray’ın iki maçta orta alanda yakaladığı direncin dengesini bozdu, ayağa pas organizasyonunda fazlasıyla hata yaptı. Sık sık ileri çıkıp yerini terk ettiği için orta alanda derin boşluklar oluştu. Topal rakiple mücadele ederken hep yalnız kaldı ve hem kendi bölgesini hem de Ayhan’ın boşalttığı alanı kontrol etmeye çalıştı. Diyarbakırlı futbolcuların kafası Antep maçında kalmış olacak ki; Galatasaray’ın orta alanda bıraktığı boşluğu değerlendiremediler. Ziya Doğan’ın çalıştırdığı takımların en güçlü yönü fizik gücüdür. Ayman’ın yokluğunda Diyarbakır’ın fizik gücü yerlerde süründü.
Bu yüzden hızlı hücuma çıkamadılar. Galatasaray’ın en çalışkanı yine Sabri’ydi.
Üç maçtır sahada 90 dakika oynayan Kewell, Galatasaray’ın aklını ayaklarına taşıyarak oynayan en etkili oyuncusuydu. Arda’nın koşu yoluna kafayla bıraktığı ve gol olan pası akıl doluydu.
İlk yarı Diyarbakır’ın sol beki Basem’in agresif oyunu karşısında öfkelenen ve sürekli rakibini geçmeye kafayı takan Arda’nın bu tutumu kendine ve takıma zarar verdi. Ancak Arda ikinci yarı oyunu geniş alanda oynayıp ayağında top tutmaktan vazgeçip, tek pas oynamaya başlayınca etkili oldu, Galatasaray’a hücumda derinlik kazandırdı.

Rıdvan Dilmen (Milliyet)
Şampiyonluğu kovalayan takımlar çizgi halinde oynadıkları ve geniş alan bıraktıkları zaman, rakipte de aralara top atabilen oyuncu varsa bu tür golleri kalelerinde görüyorlar. Bu doğaldır.
Galatasaray takımı son yarım saat 10 kişi oynamasına rağmen bir pozisyon dışında rakibine fazla şans tanımadı. Bu önemli bir artıydı. Diyarbakır’ın fazla pas yapmasına imkan tanıdılar, bu gayet normaldi. Ancak Diyarbakır yoğun pas trafiğine rağmen etkili olamadı. Çünkü Galatasaray savunması ceza yayının bir hayli önüne çıkınca rakibi yaklaştırmadı. Son iki deplasmandan puansız dönen Galatasaray’ın bu kez üç puanı bulması önemliydi. Çünkü Fenerbahçe’yi kovalarken Beşiktaş’ın da nefesini arkasında hissetmeye başlamıştı.
Bu arada lige verilecek 15 günlük ara bütün takımlar için şans. Sakatların iyileşmesi, işlerin yoluna sokulması açısından bulunmaz fırsat.

Bahri Havadır (Akşam)
Benim aklım 52. dakikadaki Arda’ya takıldı. Kewell’ın nefis pasında Arda düzgün bir vuruşla golü attığında öyle bir sevindi ki sanki hayatının ilk golüydü! Abartılı bir sevinçti. Bağırması, çağırması, yumruk şov yapması, o yüz ifadesi hâlâ gözümün önünde.
Aslında bu abartının nedeni günlerdir Arda’nın baskı altında olmasının bir patlamasıydı. Çünkü kaptan Arda nice goller, çalımlar attı. Nice rakiplere sahayı dar etti ama bu kadar sevinmemişti. Çünkü Arda’nın gece hayatı, gündüz hayatı, sevgilisi, arabası her şeyi didik didik mercek altına alındı. Ondandır bu sevincin böylesine abartılı olması! En azından ben öyle düşünüyorum.
O golden sonra maça karamsar tabloyla bakan Adnan Polat’ın yüzünde gülücükler açtı. Nerdeyse bir gün önceki gibi kalkıp halay bile çekecekti. Tabi bu işin şakası.

Hakan Şükür (Fanatik)
Kewell, Arda, Sabri…
Barış’ın ilk kartından sonra yaptığı yanlış hamle zamanlamaları, Rijkaard çıkarmadan hakemin onu kenara almasını gerektiren bir ortamı hazırladı! Mücadele gücüyle oynayan Barış’ın gördüğü ikinci kart, Galatasaray’ı stresli dakikalara soktu ama tüm takım, eksildikten sonra çok kontrollüydü. Ayhan ve Mehmet Topal’ın oyunu iyi tutması, Kewell’ın müthiş profesyonelliği, Servet ve Gökhan Zan’ın dikkatli oyunları kazanmak için yeterli faktörlerdi.
Hakan Balta’nın performansı
Diğer yandan bir başka soruna dikkat çekelim. Yenilen goldeki diziliş dikkatimi çekti. Defansın solunda -ani gelişen bir atak olmamasına rağmen- Mendoza ile Ayhan’ın pozisyonun içerisinde olması, Ayhan için iyi bir örnek olsa da takım savunması adına düşündürücü. Volkan Yaman’ın gönderilişi, Caner’in yeterli şans bulamaması nedeniyle Galatasaray’ın zaman zaman bu bölgede zorlandığını görüyoruz. Kewell’ın da savunmaya çok yardım etmemesi Hakan Balta’nın temposunu düşürüyor
Mehmet Demirkol (Milliyet)
Galatasaray ise Fenerbahçe maçından sonraki süreci bu maçla birlikte çok iyi atlatmış oldu. Takım artık ligin başındaki o parlak ve ihtiraslı oyunu oynamıyor belki. Ancak minimum hatayla kontrollü oynamayı öğrenmiş görünüyorlar. Bükreş deplasmanında olduğu gibi soğukkanlılıklarını kaybetmeden çok az açık vererek, kondisyonlarını ekonomik kullanarak ve hatta topu rakibe verip bekleyerek oynadılar. Gol dışında 11 kişi oldukları bölümde hiç pozisyon vermediler. Bunda Elano tipinde bir oyuncu kullanmak yerine Barış’ı tercih etmelerinin payı büyük. Onunla iki yönlü oynamak daha kolay… Ancak Barış’ın atılmasına yol açan iki hareket gerçekten de affedilir cinsten değil. Bu eksikliğin Diyarbakır gibi kimyası bozuk bir takıma karşı olması Galatasaray’ın ve Barış’ın şansı… Eğer daha dişli bir ekip olsaydı genç oyuncunun başı çok ağrıyabilirdi.
Sabri yine takımın en iyisiydi. Arda biraz toparlanmıştı. Kewell’ın liderliğine zaten söyleyecek bir şey yok. Linderoth’a bir şeyler olmazsa sanırım Ayhan’ın yerini dolduracak. Son olarak hala De Sanctis’teki sorun neydi anlayabilmiş değilim. Ya da Franco’daki üstünlük!
Manşetlere gitmek için lütfen tıklayıın
Diğer haberleri görmek için lütfen tıklayın
Anasayfaya gitmek için lütfen tıklayın







