
Hakan Şükür (Fanatik)
Forvet dışında defansın arkasına koşu yapacak oyuncu eksikliği, topu devamlı ayağına isteyen oyuncu fazlalığı, önlem alınan hallerde Galatasaray’ı sıkıntıya sokuyor. Galatasaray’ın kalitesini tartışmanın bir anlamı yok. Ancak, Sivas ve Bükreş maçlarından sonra şuna karar verilmeli; Keita’lı, Elano’lu, Arda’lı, Kewell’lı ofansif anlamda üretkenlik sağlayan bir takım mı, yoksa bu iki maçta görüldüğü gibi daha realist, daha kontrollü, daha az pozisyon bulan, ama kalesinde pozisyon vermeyen bir takım mı?

Sergen Yalçın (Vatan)
Seyircisiz maçta motivasyonu yüksek tutmak, kazanma arzusunu üst düzeye çekebilmek zordur. Buna rağmen maça inanılmaz bir istekle başlayıp, rakibi erken çözdüler. Mehmet Topal, Mustafa Sarp ve Barış orta sahada mükemmel oynadılar. Kewell üst düzey oyunu ve attığı mükemmel golle yıldızlaştı. Arda, eski güzel günlerine dönmekte olduğunun sinyallerini verdi. Ve Nonda… Çok önemli bir golcü. Nerede, ne zaman olacağını iyi biliyor. Bu galibiyet Galatasaray’a büyük moral sağladı. Bu görüntü lige de olumlu yansıyacaktır.
Ahmet Çakır (Zaman)
Sivasspor maçındaki gerçekçi yaklaşım bu karşılaşmada da Galatasaray’ın çok rahat etmesini sağladı. Ortaalanda üç savaşçı olunca rakip burayı kolay kolay geçemedi. Böylece gerideki adımlar diri kaldı ve önemli bir hata yapmadı. M.Topal, M.Sarp ve Barış Özbek bu alanı denetlerken Arda da istediği gibi oynadı. Kewell ve Nonda da sonuca gitmekte zorlanmadı.
Sabri son dönemdeki olağanüstü formuyla forveti yine dörtleyen adam gibiydi. Hem müthiş mücadelesi hem de verimliliğiyle maça damgasını vurdu. Arkadaşlarından bir adım öne çıkan öteki adamlar M.Topal ve Kewell oldu. Avustralyalı, attığı goller ve oynadığı futbolla ikinci baharını yaşıyor Cim Bom’da. Seyircisizlik avantajını da iyi kullanan Galatasaray, farkı çok çabuk ikiye çıkardıktan sonra aktif dinlenmeye geçti ki bunun yadırganacak bir tarafı yoktu.
Ömer Üründül (Sabah)
Rijkaard’ı eleştireceğim tek nokta; Baros’un uzun süreli eksikliğinden sonra her an sakatlanma tehlikesi olan Nonda’yı maçların gidişatına göre daha ekonomik kullanması yönünde. Rijkaard’ın bir sistem oturtmak ve bunu uygulama isteğine saygı duyuyorum ama sistemler eldeki malzemeye endekslidir. Orta sahaya bir Barış ilavesi, sezon başından beri devam eden ciddi arızaları azalttı. Galatasaray’ın defans bloğu Mili Takım’ın defansı, kalecisi iyi, öndeki 4′lü de şunlardan olsa: Mustafa Sarp, Mehmet Topal, Barış, Ayhan… İleriye ikili de kimi isterseniz koyun, Galatasaray bu kadroyla hiçbir rakibe pozisyon zenginliği vermez…
Levent Tüzemen (Sabah)
Geldiği ilk gün “Galatasaray 4-3-3 oynayacak” diyen Rijkaard, kadro oluşumunda isimlere göre hareket ettiği için sistemi oturtamamış ve 4-3-2-1 düzenine zorunlu çark etmişti. Barış-Topal-Sarp üçlüsünün bloklar arasını kapatan dirençli oyunları Rijkaard’a oynatmak istediği 4- 3-3 sistemini kazandırdı. Savunmanın önünde “Sibop” görevini yapan Mehmet Topal, Gökhan-Servet ikilisini rahatlattı.
Rijkaard sürekli, “Stoperlerimizin açılması ve top istemesi lazım” diyordu. Dirençli orta sahanın sağladığı konfor sayesinde Gökhan ve Servet rakiplerle sıcak temas etmemeye ve arkalarına oyuncu kaçırmamaya hem de açılarak rahat top kullanmaya başladı. Rijkaard’ın artık sistem değişikliğine gitmeyeceğini düşünüyorum. Ancak 4-3-3 sistemi zor ve hovarda bir sistemdir. Bu sistem bazı önemli isimlerin kulübede oturmasına neden olacaktır. Rijkaard, Galatasaray’da rekabeti üst düzeyde tutmak istiyorsa İtalyan Milli Takım hocası Lippi’nin, “Her oyuncuya hem yararlı olduğunu hem de vazgeçilmez olduğunu hissettireceksin” sözünü unutmamalı.

Mehmet Demirkol (Milliyet)
Galatasaray’ın en övülesi yönü, nihayet kontrol oyununu becerebiliyor oluşuydu. Gereksiz risk almadılar. Geride boşluk bırakmadılar. Her topu final pası olarak kullanmadılar. Barış Özbek’in çok iyi olmamasına rağmen iki yönlü oynayabilmesi, fizik oyuna yatkınlığı Sarı-Kırmızılı ekibin önde oynayanlarını da, arkada riski sürekli yaşayanları da rahatlattı. Kontrol oyununu da becerebilen Galatasaray, bu sene görmediğimiz bir takım bir başka boyuttu… İşte bu Sabri Sarıoğlu’ndan da büyük bir kazanç!

Bahri Havadır (Akşam)
Maçı izlerken Robin Sharma’nın ‘Ferrari’sini Satan Bilge’ kitabının ana fikrini oluşturan sözünü hatırladım. Rijkaard’ın yaratmaya çalıştığı etkiyi ifade ediyordu adeta. Düşünce ekersin, bir eylem biçersin. Bir eylem ekersin, alışkanlık biçersin. Bir alışkanlık ekersin, karakter biçersin. Bir karakter ekersin, kaderini biçersin.’ Ne olursa olsun Rijkaard’ın takım üzerinde oluşturmaya çalıştığı düşünce tamamen eyleme dönüşmüştü. Kazanmak önemliydi. Çünkü Galatasaray, Tromsö facialarını yaşamıştı.
Manşetlere gitmek için lütfen tıklayıın
Diğer haberleri görmek için lütfen tıklayın
Anasayfaya gitmek için lütfen tıklayın









