Galatasaray’ın Fenerbahçe’ye 3 – 1 yenildiği maçla ilgili yazımızda, biraz fazla duygusallığa yer verdiğimizin farkındayız. Bunun temel sebebi, Galatasaraylı oyuncuların önceden yapılan onlarca uyarıya rağmen, maça gergin ve ürkek başlayarak, Fenerbahçeli basının hazırladığı tuzağın tam ortasına balıklama atlamaları. Oyun kalitelerini 2 – 3 sınıf düşürerek tam onların istediği gibi kontrolü tamamen Fenerbahçeli oyuncuların eline devretmeleri ve bunu ilk yarının son 10 dakikası ve ikinci yarıda da 15 dakika hariç, geri alamamaları. 2. sebebi ise, maç öncesi analizde bahsettiğimiz, dikkat edilmesi gereken noktaların bariz biçimde atlanması.
O yazıda söylemek istediğimizi kısaca tekrarlarsak:
- Futbolcuların taraftar gibi duygusallığa, paniğe kapılma lüksleri yok. Real Madrid nasıl Şükrü Saraçoğlu’na gelip takır takır futbolunu oynuyorsa, bizimkilerin de aynı şekilde bunu yapabilmelerini beklemek gayet normaldir. Ancak futbolcular inanılmaz bir panik içinde başladılar ve oyun kabiliyetlerini yitirdiler.
- Galatasaray defansı, özellikle göbekteki isimler, takımın genel kalitesinin çok altındalar. Galatasaray’ın 10 lig maçında gol yemeden bitirdiği maç sayısı bir! İstedikleri kadar, takım savunmasından dem vursunlar, yedikleri gollerde 6 -1, 6 – 2, 4 – 2 gibi, bir savunmanın ihtiyacı olan adam sayısının üzerinde adamla gol yemeyi beceriyorlar! Bunun temel sebebi zamanlama ve adam paylaşımı konusundaki hataları. Sturm Graz, Trabzonspor, Ankaragücü ve Fenerbahçe maçlarında bu durum net biçimde görüldü. Alex’in attığı ilk golde Servet’in önünden geçen topu seyretmesiyle takım savunması arasında bir bağlantı var mı?Yok… Problem ön libero ve stoperlerde.
- Elano – Arda tercihinin yanlış olduğunu daha önceki yazılarımızda birçok kez söylemiştik. Bu maçta daha önce işe yaramadığı birden fazla kez kanıtlanmış bu dizilişi “deneyen” Rijkaard, Kewell’ı 70 dakika kenarda tutarak, çok yanlış bir tercih yaptı.
Şimdi gelelim maçtan sonra konuşulanlara:
1. İlk gol ofasytmış. Ofsayt, doğru. 6 tane Galatasaraylı var 18′in içinde ve çevresinde, ortayı yapan dahil 3 Fenerbahçeliyi durduramıyorlar. Yani ofsayt da olsa, yenen gol %100 defans hatası. Fenerbahçeli oyuncuların sergiledikleri hiçbir olağanüstü kabiliyet yok. Biz ikram ediyoruz. Sonuçta, hakem zaman zaman Fenerbahçe’nin baskısından etkilendiyse de, verdiği kırmızı kart ve penaltı gibi kararların hepsi doğruydu. Yani Ankaragücü maçındaki gibi hakem maçın önüne geçmedi.
2. Hakem sertliklere müsaade etmiş. O zaman sen de bu sertliğe karşılık ver! Takım olarak ayakta kalamıyorsan, Fenerbahçeli oyuncuların sergilediği mücadeleyi sergileyemiyorsan, hakemin ev sahibi takımın baskısı altında kalmasını tabii ki bahane edebilirsin. Ancak şu gerçek değişmez, Galatasaray gereken mücadeleyi yapamamış. Bize göre Fenerbahçeli oyuncular sert ve etkili mücadele ettiler, maçı kazanmak için – çoğu zaman etik olmayan hareketler de dahil – ellerinden geleni ardlarına koymadılar. Yine de bu maçtaki sertlik, Ankaragücü maçındaki kasaplıklarla karşılaştırılamaz bile.
3. Fenerbahçe taraftarı her türlü çirkefliği yapmış. Doğru, ancak ilk defa mı yapıyorlar? Leo Franco’nun gözüne lazer, Keita’nın başına pet şişe bunlar Kadıköy’deki her maçta oluyor. Fenerbahçe taraftarının bu maçtaki tutumu, daha öncekilere göre uygar bile sayılır. İnsanların kafasına sidik torbası fırlatan, hakemlerin, ve oyuncuların kafasını yaran, histerik bir topluluğun, 1 senede daha fazla evrilmesini mi bekliyorsunuz? Buna hazırlıklı olup, savaş alanına gider gibi gidip, onlar havladıklarında, siz hoşt diyeceksiniz. Oyunun kuralı bu!
Galatasaray’ın Fenerbahçe’ye hediyesi olan bu maçtan çıkarılması gereken çok önemli dersler var:
- Galatasaray defansı prese karşı 2. sınıf bir takım kadar aciz. Galatasaray önde pres yapmayan Real Madrid’i bile yenebilecek bir takım, pres yapan Bucaspor’a dahi yenilebilecek bir takım. Bu durumun çözülmesi için, defansın hatasız tek pas yapmayı öğrenmesi gerekiyor. Ya defans altılısı bunu becermeyi öğrenecekler, ya da yönetim becerebilen birilerini getirecek yerlerine.
- Bu takımı zor zamanında ayağa kaldırabilecek bir lideri yok. Arda tecrübe olarak, Ayhan da mizaç olarak bu görevi yerine getirebilecek tarzda oyuncular değil. Geriye düşüldüğünde moral çöküntüyü önleyebilecek, takımın oyun disiplininden kopmasına izin vermeyecek tecrübeli bir oyuncu gerekiyor. Elde olan isimlerden ilk akla gelen isim Harry Kewell.
- Keita ve Elano, yetenek olarak üst düzey oyuncular olsalar da, kendilerine tam bir oyuncu demek mümkün değil. Elano fazla yumuşak, silik, Keita fazla savruk ve başına buyruk. Eğer Galatasaray total futbolu hedefliyorsa, Elano’nun Galatasaray’da oynaması çok zor, Keita ise ancak kendine ciddi biçimde çeki düzen verirse takımda kendine yer bulabilmeli. Disiplinli bir Aydın’ın takıma katkısı çok daha fazla. Takım oyununu hedefliyorsak, şimdilik bu 2 oyuncudan vazgeçmek zorundayız.
Umarız Galatasaray Yönetimi ve Teknik Direktörü gereken dersleri almışlardır. Galatasaray taraftarı takıma kırgın. Yenildikleri için değil, kendilerini ezdirdikleri için.
Diğer köşe yazıları için lütfen tıklayın










bir galatasaraylı olarak yazarimiza katiliyorum is defansta biter….
Katılıyorum/Katılmıyorum:
1
0
Beğenilen Yorum, Katılıyorum/Katılmıyorum
4
0
Beğenilen Yorum, Katılıyorum/Katılmıyorum
9
3