Ya şundadır Ya bunda: Galatasaray 4 – Trabzonspor 3

Yazan Hamit Tümer on Eki 19th, 2009 dosyalama Maç Analizleri. Bu yazıyla ilgili yeni yorumları buradan takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya link verebilir ya da hakkında yorum yapabilirsiniz

Galatasaray, Ali Sami Yen’de karşı karşıya geldiği Trabzonspor’u Kewell (23), Servet (37), Arda (69) ve Baros’un (71) golleriyle 4 – 3 mağlup etmeyi başardı. Trabzonspor’un golleri Tayfun (44)  ve Colman’dan (54, 86) geldi. Maçın geneline bakıldığında, Ankaragücü maçından sonra geçen haftada iyiye giden en önemli şeyin, gol vuruşlarındaki beceri olduğu söylenebilir.İyiye gitmeyen en önemli şey ise, defansın savruk ve “tren seyreder” konsantrasyon eksikliğiydi.

Maçın kahramanlarından Keita her zamanki havailiği içindeydi

Maçın kahramanlarından Keita her zamanki havailiği içindeydi

MAÇ ANALİZİ:

1. Galatasaray maça, Elano gelmeden önceki asıl onbiri ile başladı (Franco – Sabri, Gökhan, Servet, Hakan – Mustafa, Ayhan, Arda – Kewell, Baros, Keita) Önceki yazımızda, Elano’nun takıma dahil olmasının düşüşün  sebeplerinden biri olduğunu söylemiştik. Maçın sonunda bu 11 seçiminin iyi futbol adına doğru sonuç verdiğini söylemekte zorlansak da, gol pozisyonlarını değerlendirebilme bakımından iyi bir maç olduğunu söylemek sanırım yazının kalanında umutsuz olmamamız için en önemli sebep.

2. Bu maçta Galatasaray’ın taktiği, “Topu Keita’ya ver” olarak özetlenebilir. Bütün hücum gücü Keita’nın beceri ya da beceriksizliği üzerinden işledi maç boyunca. Hem Keita bu ağır sorumluluğu kaldırabilecek kabiliyette bir oyuncu değil, hem de elde o kadar yetenekli oyuncular varken, neden sadece bir yıldıza sarılmak? Bu trend o kadar tehlikeli ki, Keita’nın zaman zaman oynatılmaması oldukça faydalı takım için. Keita’yı tarif etmek için “serseri kurşun”, ya da “kız kaçıran” tabirlerinin uygun olduğunu düşünüyoruz. Adam eksiltmesi mükemmel. 18′e giriş 1. sınıf. Bitiricilik rezalet. Maç boyunca 15 metreden vurduğu 5 şuttan biri bile kaleyi bulmadı. Ancak ilk golde asisti yapan Sabri’nin yardımcısı, ikinci golde Servet’e pas olan topa “kaleye git” diye vuran, ancak söz geçiremeyen isimdi. Maç boyunca inanılmaz çalıştı ve hep ileriyi düşünerek yaptığı savruk ataklar “bir şekilde” gole dönüştü. Keita’ya ayak uyduran oyuncular Sabri ve Ayhan’dı. Topu ileri taşımak için gerçekleştirdikleri pas organizasyonları ve zamanlamaları, 70. dakikaya kadar, mükemmele oldukça yakındı. Defansta Mustafa Sarp ve Gökhan Zan özellikle ilk toplara basmak konusundaki becerileri ile Trabzon’un ilk yarı doğru düzgün bir atak geliştirmesini önleyen isimlerdi. Ancak defansın geri kalanının onlara eşlik edebildiğini söylemek gerçekten çok zor.

Ayhan özellikle ilk yarıda orta sahadan taşıdığı toplarla sahanın en iyilerinden biriydi

Ayhan özellikle ilk yarıda taşıdığı toplarla sahanın en iyilerinden biri oldu

3. Galatasaray defansı yenen üç golün üçünde de golün hazırlayıcılarıydı. Pozisyon almak, adam paylaşmak ve zamanlama kavramlarından tümüyle uzak bir Hakan Balta vardı bu akşamki maçta. Servet de ona bir miktar da olsa eşlik edince, inanılmaz basit goller yendi. İlk gol Hakan Balta’nın pozisyon alamamasından kaynaklandı. Aynen Eskişehirspor maçında Mehmet Yılmaz’ın kaydettiği seken top golü gibi, serbest vuruşun  defanstan sekip, Hakan Balta’nın olması gereken yere düşmesi sonucu bomboş pozisyondaki Tayfun topu ağlara gönderdi. İkinci golde kendi ceza sahasının önünde 3 kişiyi çalımlamaya çalışan Ayhan topu kaptırdı, Mustafa Sarp müdahele edebilecek uzaklıkta değildi, Gökhan Zan ve Servet geri çekilmeyi tercih ederek Colman’a adeta vur dedi.  Son gol de “ofsayt değlse seyrederim abi” şeklinde bir itiraf gibiydi. Yani özetle Galatasaray defansının hali içler acısı. Tamam sistem defans için zor, ancak zamanlama hataları o kadar acemice ki, futbolcular sanki ilk defa bir arada oynuyor zannedersiniz.

Arda ilk 60 dakika son derece silik bir futbol oynadı

Arda ilk 60 dakika son derece silik bir futbol oynadı

4. Diğer “kötüler” için ayrı bir paragraf açmak gerek. Emin olun Elano’nun yerinde oyun kurucu oynayan Arda’nın, golü attığı 69. dakikaya kadar sahada olduğunu anlamak gerçekten zordu, kullandığı duran topları saymazsak. Daha sonra bir nebze toparlanan Arda, takımın eksik halkasıydı adeta. Ayhan’ın hevesle ileri taşıdığı toplar Arda’yı aradı maç boyunca. Ancak Arda toptan kaçtı. Biraz da hakemin arkadan müdahelelere faul vermemesinden sanırız ki. Yine de, çok daha fazla sorumluluk almasını beklerdik kendisinden. Şurası kesin, Arda’nın bir kırgınlığı, ya da eksikliğini hissettiği birşeyler var. Oyuna asılması, güveni, inancı ve hevesi kaybolmuş. Nedenini ancak zaman gösterecek, ancak tahminlerimiz var. Birincisi, aldığı her topu ezen ve kaybeden Baros’a boşuna top taşımaktan yorulmuş durumda olabilir. İkincisi, transfer teklifleri kafasını karıştırmış olabilir. Üçüncüsü, milli takımdan sonra yorgunluğu üstünden atamamış olabilir. Baros’dan söz etmişken, tek özelliği arkasından gelen oyunculara alan açmak haline gelmiş. Maç boyunca attığı gol dışında hiçbir olumlu hareketi olmadı. Aldığı tüm topları kaybetti. Kimse Baros’a pas vermek istemiyor bu yüzden. Baros’u anlayan tek kişi Elano, araya attığı paslarla ona hayat veriyor, ancak o da bugün sahada yok. Sonuç? Baros kargaların güldüğü korkuluk gibi oynuyor maç boyunca.

5. Rijkaard Baros konusunda her zamanki inatçılığıını sergilese de, Kewell’ın mücadele eksikliğini doğru tespit ederek, Barış’ı oyuna aldı ve 2-2 giden maçın gidişatını değiştirdi. Orta sahada hakimiyeti yeniden kuran Galatasaray, kısa sürede iki gol buldu. Ancak son dakikalardaki panik havası, mücadele gücündeki inanılmaz düşüş ve takımın kendine güvensizliği Rijkaard’ın işini ne kadar iyi yaptığını sorgulamak gerektiğini düşündürüyor.

Rijkaard Barış'ı Kewell'in yerine alarak takıma hareket kazandırdı

Rijkaard Barış'ı Kewell'in yerine alarak takıma hareket kazandırdı

SONUÇ:

- Galatasaray oynadığı 2. derbiyi de – zor da olsa – kazanarak bir sonraki hafta oynanacak “esas derbi” için moral depoladı. Ancak Fenerbahçe’nin oynadığı disiplinli futbol ve hızlı paslarla gole gitme kabiliyeti, bugünkü defansı paramparça eder, bunu görmek ve bu konuda önlem almak gerekiyor. Ayhan’ın olumlu katkısına rağmen orta sahadan ileri top taşıma konusunda defans oyuncularının meziyetlerine haddinden fazla güveniliyor. Galatasaray’ın gol yemeden bitirdiği lig maçı sayısı? Bir! Galatasaray defansının bu hafta ezberlemeleri gereken konular: Adam nasıl paylaşılır? Neden 6 kişinin üçü geri koşarken, üçü topa basmalıdır? Kademe nedir? Maçın bazı dakikalarında uyumamak için ne yapılmadır?

- Galatasaray’ın Baros’dan daha iyi bir golcüye ihtiyacı var.

- Arda’nın eski havasını yakalaması için ne gerekiyorsa yapılmalı, onun formsuzluğu takımı çok etkiliyor. Gerçek şu ki, o olmadan Galatasaray’ın o yeni alışmaya başladığımız tek pas üzerine kurulu modern futbol sistemi, Keita’nın cambaz ipinin gölgesinde kalıyor. Ayhan olmadığı zaman adeta duran sistem, Arda’nın formsuzluğunda ağır aksak yürüyor.

1 Yorum “Ya şundadır Ya bunda: Galatasaray 4 – Trabzonspor 3”

  1. yılmaz diyor ki:
    tercümanım olmuşsunuz sanki,teşekkürler yorumlar için…
    bence galatasaray’ın 3 mevkiye transfer ihtiyacı var 1-forvet 2-defans sağ bek 3- defans orta(gökhan zan ve servet aynı profilde oyuncular, ortadaki defans oyuncularının birinin uzun boylu ve güçlü diğerinin 1.80-85 civarlarında çevik bir oyuncu olması gerek ara toplarda rakip takımın hızlı bir forveti varsa kolayca kaçabilir çünkü) yani galatasaray ya gökhan zan’ı yada servet i feda edip yerine daha çevik,orta derecede hızlı ve kafa toplarına iyi zıplayan bi defans oyuncusu bulması gerek.

    Beğenilen Yorum, Katılıyorum/Katılmıyorum Katılıyorum 6 Katılmıyorum 1

Yorumunuzu yazın

Sponsor bağlantı

Foto Galeri

Giriş / Advanced NewsPaper by Gabfire Themes