Olmuş Aşa Su Katınca: Son Dönemdeki Düşüşün Sebepleri

Yazan Hamit Tümer on Eki 7th, 2009 dosyalama Köşe Yazıları. Bu yazıyla ilgili yeni yorumları buradan takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya link verebilir ya da hakkında yorum yapabilirsiniz

Son üç maçında 2 beraberlik ve 1 yenilgi alan Galatasaray, ligdeki 6 maçlık galibiyet serisinin ardından, bir tökezleme yaşadı. Aslında bu tökezlemenin olabileceğinin sinyallerini önceki maçlarda da vermişti. Ancak hem Beşiktaş, hem de Panathinaikos maçlarında erken gelen goller takımın iyi gittiğinin zannedilmesine yol açtı. Kasımpaşa maçında 1-0 geriye düştükten sonra toparlanan Galatasaray, gerekli mücadeleyi ve beceriyi göstererek, maçı çevirmesini bildi. Ancak sonraki Eskişehirspor, Sturm Graz ve Ankaragücü maçlarında bu gerçekleşmedi. Burada iki soru sormak gerekiyor:

1. Galatasaray sezon başındaki tek topa dayalı ve hızlı hücum eden kimliğinden neden uzaklaştı? Neden son 5-6 maçtır o alkışladığımız futbolu izleyemiyoruz?

2. Galatasaray’ın vasat oynayıp kazandığı maçlar ile  vasat oynayıp puan kaybettiği maçlar arasında ne fark vardı?

Galatasaray her maç 3-4 golle ve güzel futbolla kazandığı maçları özletiyor

Galatasaray her maç 3-4 golle ve güzel futbolla kazandığı maçları özletiyor

Bu iki sorunun cevabına, son haftalardaki gelişmeleri sıralayarak ulaşmaya çalışalım:

- Ayhan sakatlandı, uzun süre forma giyemedi.

- Servet hariç tüm savunma oyuncuları sakatlık geçirdi. Hemen her maç 1 ya da daha fazla as defans futbolcusundan eksik oynadı takım. Şu anda Gökhan Zan, Sabri, Emre Aşık ve Emre  Güngör sakat.

- Elano son 5-6 maçtır ilk 11′de başlıyor.

- Mehmet Topal ilk 11′de daha fazla yer buluyor.

- Arda’da bir form düşüklüğü var.

Burada sözü edilmesi gereken en önemli gelişme Elano’nun takıma katılması. Dikkat edin, Elano’nun ilk 11′de oyun kurucu olarak başladığı, Panathinaikos maçı hariç, hiçbir maçı kolay kazanamadı Galatasaray. Bütün maçları ya zar zor kazandı, ya da puan kaybetti. Herkesin alkışladığı ve hayran kaldığı futbolu oynarken Galatasaray, ilk 11′de Elano var mıydı? Yoktu. Bu gerçeği bir kenara koyalım ve biraz daha ileri gidelim. Keita var mıydı o 11′de? Aslında dikkatle incelerseniz o da yoktu. Galatasaray’ın ligimizden 2-3 gömlek üstün, 1. sınıf Avrupa futbolu oynuyor dediğimiz zamanlardaki 11′i şu şeklide:

——————————– LEO FRANCO ——————————–

SABRİ ———— GÖKHAN Z. ———-  SERVET ———– HAKAN B.
(UĞUR)              (EMRE A.)                  (EMRE G.)              (CANER)

——— AYHAN ————- ARDA ———- MUSTAFA S..————-
—-(LINDEROTH)           (ELANO)           (MEHMET T.)

—-AYDIN———————- BAROS ———————— KEWELL —
(BARIŞ)                         (NONDA)                          (SERDAR)

Keita, takıma katıldıktan sonra, Galatasaray’a önemli bir renk kattığı kesin. Ancak bu rengin sahte olması ihtimalini değerlendirmek gerekir. Sağ kanatta takımı gol pozisyonuna sokmak konusunda inanılmaz işler yapan futbolcu, girdiği pozisyonların %90′ında, yanlış seçimler yaptı ve haddinden çok fazla bir rehavet sergiledi. Girdiği pozisyonların hemen hemen hepsi, ah nasıl yaptım ben böyle acemice bir hatayı der gibi, ancak çok da önemsemediğini gösteren bir gülümseme ile bitti.  Ya dar açıdan kaleyi denedi, ya verdiği pas 3 metre ötedeki Baros’u bulmadı, ya da bomboş pozisyonda topu kaleciye teslim etti.  Tam bir bal yapamayan arı Keita. Ayrıca, onun bu pozisyon üretkenliği, diğer futbolcuların “nasılsa Keita iki hareket yapar maçı alır” beklentisine girmesine yol açtı. Yani Keita bitiricilik konusunda sergilediği rehavet ve beceriksizlik, takımın da bütün sorumluluğu ona yüklemeye çalışması sebepleriyle, takıma aslında zarar verdi.

Elano halen takıma "yabancı"

Elano halen takıma "yabancı"

Gelelim Elano’ya. Elano’nun eski takımlarında oynadığı futbolla ilgili video fragmanlarını seyrettiğinizde, attığı gollük arapasların ve uzaktan attığı frikiklerin 1. sınıf olduğunu görürsünüz. Ancak fragmanlar sadece “o özel anları” gösterdiğinden, geri kalan sürede ne yaptığını izlemek mümkün değil. Önce “o özel anlardan” başlayalım:  Galatasaray’da  oynadığı tüm maçlara baktığınızda, uzaktan attığı mükemmel bir gol var. Başka doğru düzgün bir şutu var mı 20 metre uzaktan? Yok. 5 maçtır, uzaktan attığı şut sayısı 3′ü geçmez. Elano’nun belki de en önemli özelliği bu, peki neden denemiyor bile? (Bu arada Mustafa Sarp ve Mehmet Topal gibi isimlerin uzaktan attıkları 4-5 şut var her maç, onu da hatırlatalım) Gelelim arapaslara. Şu ana kadar 3 tane asist yapmış verdiği arapaslar ile. Yani bu özelliğini bir miktar sergilemiş. Kalan zamana baktığınızda, Elano’nun mücadele gücünün aşırı derecede zayıf olduğunu, kalabalık defanslara karşı hiçbir varlık sergileyemediğini, Arda ile anlaşamadığını, kaptırdığı topları umursamadığını, oyunu yavaş oynadığını, sadece hücumda var olduğunu görürsünüz. Oysa onun yerinde oynayan Arda, hem arkası dönükken çok daha dirençli ve becerikli, hem de adam geçme konusunda daha başarılı idi. İleride kaptırılan toplara basıyor, takımı hareketlendiriyordu. Elano ise, topu bana getirin ben de lütfedip bir asist yaparım edasında, “takılıyor”.

Sonuçta, Keita konusu biraz tartışılır olsa da, Elano’nun takıma zarar verdiği kesin. Şu anki performansıyla Elano’yu oyun kurucu pozisyonunda düşünmek çok riskli, çünkü bir türlü takıma adapte olamıyor, bir lider gibi sürükleyemiyor.

Sol forvet pozisyonun birinci seçeneği olan  Kewell, yavaşlığı ve adam geçme konusunda pek yetenekli olmaması sebebi ile, ancak ceza sahası etrafında yeteneklerini sergileyebilen bir oyuncu. Topu ona orta sahanın biraz ilerisinde verdiğinizde Keita gibi alıp götürmesini beklemek mümkün değil. Arda’nın oyun kurucu mevkiindeki forvetlere yakın oyunu, Elano’nun tersine, Kewell’ın yeteneklerini kullanmasına sebebiyet veriyor. Yani Elano oyun kurucu iken Kewell’ın sol kanatta varlık göstermesi pek mümkün değil.

Savunma 2 ciddi problemle karşı karşıya

Savunma 2 ciddi problemle karşı karşıya

Defansa baktığınızda takımın genelinde çok önemli bir aciziyet göze çarpıyor önce:  İlk toplara basamamak. Kaptırılan toplarda oradaki hiçbir oyuncu lütfedip rakip takımın hızını kesmeye yönelik bir hareket yapmıyor son 4-5 maçtır. Burada elbette ilk sorumluluk Ayhan ve Mustafa Sarp’da. İlk toplara basılmayınca, Galatasay defansı yerleşemiyor. Son 3 maçta yenilen 5 golün dördü, defansın kalabalık (ancak yerleşmemiş) olduğu anlarda yenen “kontrataklardan”. Defansın kalabalık olduğu kontratak olur mu demeyin, iş Galatasaray’ın defans altılısına gelince oluyor. Sturm Graz maçında yenilen gol 6′ya 1, Ankaragücü maçında yenlien goller 4-1 ve  4-2.  Bütün Galatasaray savunma oyuncuları, kendi ceza sahalarına kadar koşuyorlar, ikisi rakibe basacağı yerde. Böyle olunca da trajikomik goller ortaya çıkıyor.İkinci problem, araya atılan paslarda. Galatasaray savunması yerleşmişken, aralara atılan toplar çok tehlikeli oluyor. Bunları durdurmak için ofsayt taktiği uygulayan Galatasaray savunmasının bu taktik tutmadığı zaman ikinci bir önlemi yok… Böyle olunca da büyük bir risk alınıyor.

Toparlayalım:

- Elano takıma oturmadı. Arda Elano ile birlikte ve Ayhan’dan yoksun ciddi bir form düşüklüğü yaşıyor.

- Hücum oyuncularının, başta Keita ve Baros olmak üzere,  gol yollarında ciddi bir beceriksizliği var son maçlarda.

- Kaptırılan toplara kimse basmıyor, defans oyuncuları pozisyon alalım derken rakip oyuncuların 50 metre serbest koşu yapmalarına izin veriyor. Arapaslara müdahelede çok geç kalıyorlar.

Bu üç sebep Galatasaray’daki düşüşün ana nedenleridir kanımızca. Ayhan’ın takıma dönmesi, topu ileri taşıma konusunda yaşanan problemi önemli ölçüde çözmüş durumda, ancak savunma oyuncularının kendilerini Hagi zannetme psikozu halen devam ediyor. Henüz erken kesin birşey söylemek için ancak, takımda bir miktar kamplaşma da göze çarpıyor: Kewell-Baros-Elano, Arda-Keita-Nonda gibi. Arda Ankaragücü maçında tam 3 pozisyonda bomboş pozisyondaki Baros’a top atmadı, Baros her defasında inanılmaz tepki gösterdi, Arda umursamadı bile. Nonda’yı oyuna sokun ona yapayım asistleri der gibiydi. Yani takımda henüz dengeler oturmuş değil, bir disiplinsizlik, başıboşluk var.

SONUÇ:

Bütün bunları bir araya getirdiğinizde, çözüm yolları şöyle şekilleniyor:

- Arda tartışmasız oyun kurucu oynar.

- Elano’nun sağ kanatta, Keita’nın sol kanatta oynatılması gerekir. (Böylece hem ters ayaklı Keita doğrudan kaleye girişler yapabilir, hem de Elano’nun hızlı arapasları ve duran top yetenekleri kullanılabilir)

- Takım oyunu 40-50 metreye sıkıştırmak zorunda. Kaptırılan toplara anında basılması ve gerekirse faul ile kontratağın kesin biçimde önlenmesi gerekir. Linderoth ve Barış’ın orta sahada değerlendirilebilir.

- Defans oyuncularının oyun kurarken topu oyuna çok çok daha hızlı sokmaları gerekiyor.

Bize göre 2 ön liberolu ideal 11 şu şekilde:

——————————– LEO FRANCO ——————————–

SABRİ ———— GÖKHAN Z. ———-  SERVET ———– HAKAN B.
(UĞUR)              (EMRE A.)                  (EMRE G.)              (CANER)

——— AYHAN ————- ARDA ———- LINDEROTH ————
———(BARIŞ)              (ELANO)            (MUSTAFA S.)

—-ELANO———————- NONDA ———————— KEITA —
—-(AYDIN)                         (BAROS)                            (KEWELL)

Milli takım arasının sakatlıklar ve takımın mücadele gücünün yükseltilmesi açısından faydalı olacağıı düşünüyoruz. Bu aradan sonra 3 günde bir maçın oynanacağı, uzun bir zorlu maçlar serisi Galatasaray’ı bekliyor. (Sırasıyla Trabzonspor, Dinamo Bükreş, Fenerbahçe)

5 Yorum “Olmuş Aşa Su Katınca: Son Dönemdeki Düşüşün Sebepleri”

  1. mustafa diyor ki:

    takımımz hızlı ve ayaga oynamıyı bır gomlek daha yukseltırse super lıg bızım çok altımızda kalır…

    Katılıyorum/Katılmıyorum: Katılıyorum 1 Katılmıyorum 0

  2. rasim kahraman diyor ki:
    şanlı cimdan tek istegim var fenerbahceye 7-0 malubiyeti bizler için tattırsın dünya kupasını almış gibi oluruz. bu 6-0 hezimeti hala yüreğimizde bir dağ bibi oturmaktadır. Galatasaraylı olmak bir ayrıcalıktır. Tüm camiaya sevgiler.Gelecek günlerin G S hayırlı olsun.

    Yorum Hakkında Ateşli Bir Tartışma Var. Siz Ne Düşünüyorsunuz? Katılıyorum 5 Katılmıyorum 4

    • admin diyor ki:
      “Küçük takımlar büyük takımlara aldıkları skorlarla, büyük takımlar aldıkları kupa ve şampiyonluklarla övünürler.” – Michael Platini

      Beğenilen Yorum, Katılıyorum/Katılmıyorum Katılıyorum 13 Katılmıyorum 1

  3. kenan diyor ki:
    en sonunda herşey düzelecek cimbom her zaman lider kim ne derse desin

    Beğenilen Yorum, Katılıyorum/Katılmıyorum Katılıyorum 6 Katılmıyorum 1

  4. mustafa diyor ki:
    gerçekten katılıyorum çok doğru tespitler yapmışsınız.

    Beğenilen Yorum, Katılıyorum/Katılmıyorum Katılıyorum 24 Katılmıyorum 2

Yorumunuzu yazın

Sponsor bağlantı

Foto Galeri

Giriş / Advanced NewsPaper by Gabfire Themes