Trend Aşağı Doğru, Peki Neden? Galatasaray’ın 3 Aylık Anatomisi

Yazan Hamit Tümer on Eki 2nd, 2009 dosyalama Köşe Yazıları. Bu yazıyla ilgili yeni yorumları buradan takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya link verebilir ya da hakkında yorum yapabilirsiniz

Galatasaray 7. haftada oynadığı Eskişehirspor maçında Turkcell Süper Lig’de puan kaybıyla tanıştı. Öncelikle şunu belirtmek gerek, Eskişehirspor’un özellikle son yarım saatte ortaya koyduğu alan savunması, Chelsea’den de gol yememe ihtimali yüksek, neredeyse hatasız bir savunmaydı. Ancak böyle savunmaları açmak için gerekli olan taktik anlayış ve oyuncu seçimleri sahaya yansıtıldı mı diye sorarsanız, onun cevabı da “Hayır” ne yazıkki…

Sezon öncesi yaptığımız analizlerde Rijkaard’ın Elano ve Arda’ya orta sahada beraber görev verebileceğini, Xavi – Iniesta – Toure üçlüsünü Galatasaray’sa Arda – Elano – Mehmet Topal şeklinde kurabileceğini öngörmüştük. Öngörmüştük diyoruz ama, aslında bu daha çok bir temenniden ibaretti. Çoğu spor yazarı ve yorumcu, 2 ön liberolu sistemin Rijkaard’ın birinci tercihi olacağına inanıyordu. Ve – bize göre ne yazıkki – haklı çıktılar. Sezon öncesi yayınladığımız “Galatasaray’ın Oyun Sistemi Ne Olacak? Xavi – Iniesta- Toure Üçlüsü” adlı yazımızda hem tek hem de çift ön liberolu bir analizi kaleme almıştık. Öngördüğümüz çift ön liberolu kadro şu şekildeydi:


——————————– LEO FRANCO ——————————–

SABRİ ————– EMRE G. ———-  SERVET ———– HAKAN B.
(UĞUR)                (EMRE A.)             (GÖKHAN Z.)         (ALPARSLAN)

——— LINDEROTH ——– ELANO ——– MEHMET T.————-
(AYHAN)                (ARDA)            (MUSTAFA S.)

—-KEITA———————- BAROS ————————– ARDA —-
(YASER)                         (NONDA)                              (KEWELL)

3 Ağustos 2009′da kaleme aldığımız yazıdan bu yana değişenler şunlar:

- Emre Güngör’ün hem formsuzluğu hem de sakatlığı sebebiyle bu sezon Galatasaray’da ilk 11 şansı iyice düştü. Gökhan Zan bu bölgede Rijkaard’ın Servet’den sonraki tercihi oldu. Gökhan Zan yaklaşık 1 ay önce sakatlandı ve Emre Aşık ilk 11′in değişmez elemanı haline geldi. Emre Aşık sakatlandı ve Hakan Balta Eskişehir maçında stoper mevkinde görev yapmak zorunda kaldı. Kısacası Galatasaray defansındaki 2. stoper mevki tamamen dağıldı.

- Linderoth bir sporcunun başına gelebilecek en kötü rahatsızlıklardan biri olan omurilik problemini 1 sene sonra aştı, ancak bu sefer dizinden menisküs sakatlığı yaşadı. 50 günlük bir rehabilitasyondan sonra şu anda geri dönmek üzere. (Umuyoruz!)

- Elano, İngiltere Premier Ligi gibi inanılmaz mücadeleci bir ligden gelmesine rağmen, mücadele gücü son derece zayıf, topu bana getirin gerisine karışmayın ağabey der gibi bir tarza büründü. En ufak şarjda kendini yere bırakan, top saklamayı ve dağıtmayı beceremeyen bir görüntü çizdi.

- Mehmet Topal, çok iyi başladığı 2 maçtan sonra, tekrar bir sakatlık yaşadı ve şu anda da gerçekten çok formsuz.

- Baros son 5-6 maçta sergilediği düşük oyun konsantrasyonu, topu arkadaşlarına geri iletmedeki beceriksizliği ve %100 gol pozisyonlarının %80′ini değerlendirememesi nedeniyle 2. yarıda oyuna girdiği her maçta gol atan Nonda’nın ilk 11′i ciddi manada zorlamasına neden oldu.

- Arda Beşiktaş maçında başlayan ve Eskişehir maçında devam eden formsuzluk – yorgunluk emareleri göstermeye başladı.

Bütün bu kötü haberler aslında çözümü ve alternatifi kolay olan ve birşekilde halledilebilen problemlerdi. Ancak, aşağıda yazdığımız 2 sorun Galatasaray’ın sezon başında izlediğimiz muhteşem futboluna ciddi manada sekte vurarak, Galatasaray’ı yıldızlarının bireysel çabalarıyla maç kazanan bir takım hüviyetine soktu son 4-5 maçta:

- Ayhan sakatlandı ve uzun süredir forma giyemiyor. Son 2 maçta “riske edilmemek için” yedek soyunduruldu.

- Galatasaray’ın defansı (2 stoper, 2 bek ve 2 ön libero) inanılmaz derecede kötü bir pas kabiliyeti sergiliyor.

Bu iki problem Galatasaray’ın oyun kabiliyetinin 2 gömlek aşağı düşmesine sebebiyet verdi ve bahsettiğimiz yıldız ile maç kazanma karakteristiği ortaya çıktı. Aslında sezon öncesinde ilk 11′de dahi düşünmediğimiz Ayhan çok önemli bir özelliği ile, Galatasaray’ın halihazırdaki kadrosunda kendisine sadece Linderoth’un  kendisine alternatif olabileceğini gösterdi: Hem ofansif hem  de defansif anlamda etkin olabilmek. Ayhan ile çıkılan maçların analizlerinde dahi geniş yer ayırdığımız defanstan ileri top taşıyamama problemi, Ayhansız maçlarda çok daha beter hale geldi ve Galatasaray defansı maçın %80′inde topu ileri doğru sallamaya başladı. Bu da 4-3-3′ün en önemli gerekliliklerinden biri olan dar alanda maç oynamayı imkansızlaştırdı. Galatasaray, ayağa, hızlı, tek pas yapan bir ekip olma karakterinden tamamen uzaklaşarak oyun anlamında sıradan bir ekip görüntüsü çizmeye başladı.

Komik olan şu: Rijkaard’ın ideal kadrosundaki topla en etkili, en iyi pas yüzdesine sahip, en pahalı oyuncuları, maç içinde topla en az buluşan, en az pas yapan, en az topla oynayan futbolcular haline gelmeye başladılar:

Maç içinde bakıyorsunuz, Leo Franco %90 önündeki defans oyuncularına veriyor topu. Diyelim Servet topu alıyor, rakip takım 2 oyuncuyla prese (!) başlayınca yavaş hareketlerle topu çevirip yanındaki defans oyuncularından birine uzatıyor. Diyelim Hakan Balta’ya. Servet’in 2 saniyede verebileceği pası vermesi 5-6 saniyeyi bulduğu için, 2 kişilik presin Hakan Balta’ya kayması normal tabii. Kanatta sıkışan Hakan, topu ya Servet’e geri veriyor, ya da uzun bir topla sağdaki Sabri’ye. Pres altında hızlıca kullanılan bir top olması sebebiyle, genelde kontrolü zor bir pas olduğundan, topu alan kişi durdurmakta zorlanıyor ve önünde boş alan bulamadan yine presle karşılaşıyor. Topu Leo Franco’ya iade ediyor, ya da orta sahadan defansa gelmiş olan Mehmet Topal’a veriyor. Defansa kadar çekilmiş olan Mehmet Topal, adamı çalımlamaya çalışıyor ve Galatasaray topu kaybediyor. Ya da Mehmet Topal topu şutvari bir pas ile 20 metre ötesindeki Arda’ya gönderiyor. Fakat top o kadar hızlı ki, Arda durdurmakta zorlanıyor ve arkasındaki 3 rakip takım oyuncusundan biri topa müdahele imkanı buluyor ve top kaybediliyor. Ya da Mehmet Topal 30 metrelik bir pas ile topu Kewell’a gönderiyor. Başarı ihtimali %40. Yani top kaybı ihtimali çok yüksek. Bir süre sonra ileride bekleyen Arda arkadaşlarının boş çabalarını izlemekten usanıyor ve Mehmet Topal’ın yanına kadar gelip “üff” diyerek topu alıyor. Topla ilerlemeye başlıyor. 1 kişiyi geçiyor, soldaki Kewell ya da sağdaki Keita’yı görüyor. Ancak Arda geri geldiği için, onlar da kaleye normalde olmaları gereken mesafeden daha uzaktalar. Dolayısıyla bir verkaç ya da güzel bir çalım kaleci ile karşı karşıya kalmaya yetmiyor. Oyuncular çabalarken, top kalabalık defans içinde yitip gidiyor.

Detaylı bir şekilde anlattığımız bu senaryo son 4-5 maçta o kadar çok tekrarlanıyor ki… Pas ve top sürme kabiliyeti en zayıf futbolcular, topla en çok oynayan ve organizasyon yapmaları beklenen oyuncular. Ne kadar yanlış! Ne kadar saçma! Bundan bıkan Arda geri geliyor ve bu sefer ilerideki etkinlik azalıyor.

Aynı senaryoda Mehmet Topal’ın yerine Mustafa Sarp’ı, Mustafa Sarp’ın yerine de Ayhan’ı koyduğumuzda, durum şöyle oluyor: Mustafa Sarp aldığı topu 5 metre ötedeki Ayhan’a atıyor. Ayhan’a iki kişi basana dek Ayhan topu sürüyor ve Hakan Balta ile bir verkaça girerek o iki iki kişiden kurtuluyor. Daha sonra Arda’nın ön ve arkasındaki oyunculardan biri üzerilerine gelmekte olan Ayhan’ı durdurmak için ona doğru koşmaya başlıyor. Ayhan bu arada topu Arda’ya iletiyor. Arda 2 kişiyi çalımlayıp ceza yayına doğru yaklaşmaya başlıyor. Defans bloğu Arda’ya müdahele etmek zorunda ancak Baros orada ve ancak biri müdahele edebiliyor. Bekler Kewell ve Keita’nın peşinde. Yani 4′e 4 gol pozisyonuna giriyor Galatasaray. Gol şansı %20. 5-6 pozisyondan biri gol oluyor…

Ayhan’ın takıma dönmesi kısa vadede problemi büyük ölçüde ortadan kaldıracak gibi görünüyor. Yani Rijkaard her zamanki 11′ine dönecek:

——————————– LEO FRANCO ——————————–

SABRİ ———— GÖKHAN Z. ———-  SERVET ———– HAKAN B.
(UĞUR)              (EMRE A.)                  (EMRE G.)              (CANER)

——— AYHAN ————- ARDA ———- MUSTAFA S..————-
(LINDEROTH)            (ELANO)            (MEHMET T.)

—-KEITA———————- BAROS ———————— KEWELL —
(AYDIN)                         (NONDA)                             (SERDAR)

İşte Rijkaard’ın Galatasaray’ı. 1 tamamen defansif ön libero. Önünde topu ileri taşıması ve dönen toplara sahip çıkması beklenen, oyunun iki yönünü de oynayabilen bir orta saha oyuncusu. Onun da önünde hücuma yakın oynayan oyun kurucu. Orta saha böyle kuruluyor.
Bu kadro ve taktik bize göre iş yapar, ancak Ayhan ve Arda bu takımın olmazsa olmazları. Bunlar olmazsa Galatasaray’ın oyun kurma ihtimali inanılmaz derecede düşüyor. Aslında Rijkaard’ın bunun farkına varamamış olmasını yadırgıyorum. Bu doğru değilse geriye tek ihtimal kalıyor, o da Rijkaard’ın bir oyuncu %100 hazır hale gelmeden onu oynatmama prensibi. Eğer durum bu ise, tabii ki saygıyla karşılıyoruz bu seçimi.


Hücum bölgesine baktığınızda ise, Rijkaard Elano ve Arda’yı birlikte kullanma çabasını hep Arda’yı sol kanada koyarak denedi. Ancak Brezilya Milli Takımı’nda sürekli sağ kanatta görev yapan Elano’yu nedense hiç sağ kanatta denemedi (!) Bize göre kondisyonu ancak 45 dakika yeterli olan, mücadele gücü düşük ve formsuz olan Kewell’ın yerine sol kanatta Keita’nın, sağ kanatta da Elano’nun kullanılması, Galatasaray’ın şu anki dizilişiyle çok daha etkin bir futbol oynamasına yardımcı olur.

——————————– LEO FRANCO ——————————–

SABRİ ———— GÖKHAN Z. ———-  SERVET ———– HAKAN B.

——— AYHAN —————-ARDA ———– MUSTAFA S..———-

—-ELANO———————- NONDA ———————— KEITA —

Galatasaray’ın 2 ön liberolu 4-3-3′ü bu şekilde olmalıdır. Baros ve Nonda arasında seçim yapmak gerçekten zor ancak 4-3-3′ün gerekleri (top tutma, verkaç yapabilme, ön direğe koşma vs.) Nonda’da çok daha fazla var. Kewell ancak iyi bir yedek olur şu andaki performansıyla. Elano da defansif beklentileri nispeten daha düşük olan sağ forvet mevkiinde çok daha yüksek performans gösterecektir diye düşünüyorum. Hem de oyunda olması iyi kapanan defanslara karşı çok önemli olan frikik ve uzaktan şut özelliklerinin kullanılmasına imkan verecektir. Burada acil transfer gerektiren tek pozisyon Gökhan Zan’ın olduğu 2. stoper pozisyonu. Servet’in yanına, Popsecu gibi oyun kurabilen, Bülent gibi çevik bir oyuncu gerekiyor acilen. Umarım Ocak ayı transfer döneminde bu problem çözülür.

Yazıyı bitirmeden önce, umudumuzu bir kez daha gözler önüne serelim:

——————————– LEO FRANCO ——————————–

UĞUR ———— GÖKHAN Z. ———-  SERVET ———– HAKAN B.

——— ELANO ———— MUSTAFA S. ——– ARDA————-

—-KEITA———————- NONDA ———————— AYDIN —
(KEWELL)

Bu 11, mücadele eden bir Elano-Arda ikilisi ve arkalarında tamamen defansif oynayan Mustafa Sarp ile topu ileriye taşımada hiçbir problem yaşamayan, topa sahip olma oranı %60′larda gezinecek bir takım olacaktır. Arda’nın Ayhan’ın pozisyonunda görev alması, hem geriden sorunsuz biçimde oyun kurulmasına hem de Elano’nun ofansif anlamda mükemmel bir partneri olması açısından çok faydalı olacaktır. Böyle bir formasyonda tabii ki orta sahaya kadar oyunu sıkıştıran bir defans blogu olmazsa olmazdır. Ancak bu formasyon oturursa Galatasaray Avrupa’daki dev takımlara kafa tutabilecek bir kaliteye ulaşır. Şampiyonlar Ligi Finali hayal olmaktan çıkar.

Galatasaray 7. haftada oynadığı Eskişehirspor maçında Turkcell Süper Lig’de puan kaybıyla tanıştı. Öncelikle şunu belirtmek gerek, Eskişehirspor’un özellikle son yarım saatte ortaya koyduğu alan savunması, Chelsea’den de gol yememe ihtimali yüksek, neredeyse hatasız bir savunmaydı. Ancak böyle savunmaları açmak için gerekli olan taktik anlayış ve oyuncu seçimleri sahaya yansıtıldı mı diye sorarsanız, onun cevabı da “Hayır” ne yazıkki…

Sezon öncesi yaptığımız analizlerde Rijkaard’ın Elano ve Arda’ya orta sahada beraber görev verebileceğini, Xavi – Iniesta – Toure üçlüsünü Galatasaray’sa Arda – Elano – Mehmet Topal şeklinde kurabileceğini öngörmüştük. Öngörmüştük diyoruz ama, aslında bu daha çok bir temenniden ibaretti. Çoğu spor yazarı ve yorumcu, 2 ön liberolu sistemin Rijkaard’ın birinci tercihi olacağına inanıyordu. Ve – bize göre ne yazıkki – haklı çıktılar. Sezon öncesi yayınladığımız “Galatasaray’ın Oyun Sistemi Ne Olacak? Xavi – Iniesta- Toure Üçlüsü” adlı yazımızda hem tek hem de çift ön liberolu bir analizi kaleme almıştık. Öngördüğümüz çift ön liberolu kadro şu şekildeydi:

——————————– LEO FRANCO ——————————–

SABRİ ————– EMRE G. ———-  SERVET ———– HAKAN B.
(UĞUR)                (EMRE A.)             (GÖKHAN Z.)         (ALPARSLAN)

——— LINDEROTH ——– ELANO ——– MEHMET T.————-
(AYHAN)                (ARDA)            (MUSTAFA S.)

—-KEITA———————- BAROS ————————– ARDA —-
(YASER)                         (NONDA)                              (KEWELL)

3 Ağustos 2009′da kaleme aldığımız yazıdan bu yana değişenler şunlar:

- Emre Güngör’ün hem formsuzluğu hem de sakatlığı sebebiyle bu sezon Galatasaray’da ilk 11 şansı iyice düştü. Gökhan Zan bu bölgede Rijkaard’ın Servet’den sonraki tercihi oldu. Gökhan Zan yaklaşık 1 ay önce sakatlandı ve Emre Aşık ilk 11′in değişmez elemanı haline geldi. Emre Aşık sakatlandı ve Hakan Balta Eskişehir maçında stoper mevkinde görev yapmak zorunda kaldı. Kısacası Galatasaray defansındaki 2. stoper mevki tamamen dağıldı.

- Linderoth bir sporcunun başına gelebilecek en kötü rahatsızlıklardan biri olan omurilik problemini 1 sene sonra aştı, ancak bu sefer dizinden menisküs sakatlığı yaşadı. 50 günlük bir rehabilitasyondan sonra şu anda geri dönmek üzere. (Umuyoruz!)

- Elano, İngiltere Premier Ligi gibi inanılmaz mücadeleci bir ligden gelmesine rağmen, mücadele gücü son derece zayıf, topu bana getirin gerisine karışmayın ağabey der gibi bir tarza büründü. En ufak şarjda kendini yere bırakan, top saklamayı ve dağıtmayı beceremeyen bir görüntü çizdi.

- Mehmet Topal, çok iyi başladığı 2 maçtan sonra, tekrar bir sakatlık yaşadı ve şu anda da gerçekten çok formsuz.

- Baros son 5-6 maçta sergilediği düşük oyun konsantrasyonu, topu arkadaşlarına geri iletmedeki beceriksizliği ve %100 gol pozisyonlarının %80′ini değerlendirememesi nedeniyle 2. yarıda oyuna girdiği her maçta gol atan Nonda’nın ilk 11′i ciddi manada zorlamasına neden oldu.

- Arda Beşiktaş maçında başlayan ve Eskişehir maçında devam eden formsuzluk – yorgunluk emareleri göstermeye başladı.

Bütün bu kötü haberler aslında çözümü ve alternatifi kolay olan ve birşekilde halledilebilen problemlerdi. Ancak, aşağıda yazdığımız 2 sorun Galatasaray’ın sezon başında izlediğimiz muhteşem futboluna ciddi manada sekte vurarak, Galatasaray’ı yıldızlarının bireysel çabalarıyla maç kazanan bir takım hüviyetine soktu son 4-5 maçta:

- Ayhan sakatlandı ve uzun süredir forma giyemiyor. Son 2 maçta “riske edilmemek için” yedek soyunduruldu.

- Galatasaray’ın defansı (2 stoper, 2 bek ve 2 ön libero) inanılmaz derecede kötü bir pas kabiliyeti sergiliyor.

Bu iki problem Galatasaray’ın oyun kabiliyetinin 2 gömlek aşağı düşmesine sebebiyet verdi ve bahsettiğimiz yıldız ile maç kazanma karakteristiği ortaya çıktı. Aslında sezon öncesinde ilk 11′de dahi düşünmediğimiz Ayhan çok önemli bir özelliği ile, Galatasaray’ın halihazırdaki kadrosunda kendisine sadece Linderoth’un  kendisine alternatif olabileceğini gösterdi: Hem ofansif hem  de defansif anlamda etkin olabilmek. Ayhan ile çıkılan maçların analizlerinde dahi geniş yer ayırdığımız defanstan ileri top taşıyamama problemi, Ayhansız maçlarda çok daha beter hale geldi ve Galatasaray defansı maçın %80′inde topu ileri doğru sallamaya başladı. Bu da 4-3-3′ün en önemli gerekliliklerinden biri olan dar alanda maç oynamayı imkansızlaştırdı. Galatasaray, ayağa, hızlı, tek pas yapan bir ekip olma karakterinden tamamen uzaklaşarak oyun anlamında sıradan bir ekip görüntüsü çizmeye başladı.

Komik olan şu: Rijkaard’ın ideal kadrosundaki topla en etkili, en iyi pas yüzdesine sahip, en pahalı oyuncuları, maç içinde topla en az buluşan, en az pas yapan, en az topla oynayan futbolcular haline gelmeye başladılar:

Maç içinde bakıyorsunuz, Leo Franco %90 önündeki defans oyuncularına veriyor topu. Diyelim Servet topu alıyor, rakip takım 2 oyuncuyla prese (!) başlayınca yavaş hareketlerle topu çevirip yanındaki defans oyuncularından birine uzatıyor. Diyelim Hakan Balta’ya. Servet’in 2 saniyede verebileceği pası vermesi 5-6 saniyeyi bulduğu için, 2 kişilik presin Hakan Balta’ya kayması normal tabii. Kanatta sıkışan Hakan, topu ya Servet’e geri veriyor, ya da uzun bir topla sağdaki Sabri’ye. Pres altında hızlıca kullanılan bir top olması sebebiyle, genelde kontrolü zor bir pas olduğundan, topu alan kişi durdurmakta zorlanıyor ve önünde boş alan bulamadan yine presle karşılaşıyor. Topu Leo Franco’ya iade ediyor, ya da orta sahadan defansa gelmiş olan Mehmet Topal’a veriyor. Defansa kadar çekilmiş olan Mehmet Topal, adamı çalımlamaya çalışıyor ve Galatasaray topu kaybediyor. Ya da Mehmet Topal topu şutvari bir pas ile 20 metre ötesindeki Arda’ya gönderiyor. Fakat top o kadar hızlı ki, Arda durdurmakta zorlanıyor ve arkasındaki 3 rakip takım oyuncusundan biri topa müdahele imkanı buluyor ve top kaybediliyor. Ya da Mehmet Topal 30 metrelik bir pas ile topu Kewell’a gönderiyor. Başarı ihtimali %40. Yani top kaybı ihtimali çok yüksek. Bir süre sonra ileride bekleyen Arda arkadaşlarının boş çabalarını izlemekten usanıyor ve Mehmet Topal’ın yanına kadar gelip “üff” diyerek topu alıyor. Topla ilerlemeye başlıyor. 1 kişiyi geçiyor, soldaki Kewell ya da sağdaki Keita’yı görüyor. Ancak Arda geri geldiği için, onlar da kaleye normalde olmaları gereken mesafeden daha uzaktalar. Dolayısıyla bir verkaç ya da güzel bir çalım kaleci ile karşı karşıya kalmaya yetmiyor. Oyuncular çabalarken, top kalabalık defans içinde yitip gidiyor.

Detaylı bir şekilde anlattığımız bu senaryo son 4-5 maçta o kadar çok tekrarlanıyor ki… Pas ve top sürme kabiliyeti en zayıf futbolcular, topla en çok oynayan ve organizasyon yapmaları beklenen oyuncular. Ne kadar yanlış! Ne kadar saçma! Bundan bıkan Arda geri geliyor ve bu sefer ilerideki etkinlik azalıyor.

Aynı senaryoda Mehmet Topal’ın yerine Mustafa Sarp’ı, Mustafa Sarp’ın yerine de Ayhan’ı koyduğumuzda, durum şöyle oluyor: Mustafa Sarp aldığı topu 5 metre ötedeki Ayhan’a atıyor. Ayhan’a iki kişi basana dek Ayhan topu sürüyor ve Hakan Balta ile bir verkaça girerek o iki iki kişiden kurtuluyor. Daha sonra Arda’nın ön ve arkasındaki oyunculardan biri üzerilerine gelmekte olan Ayhan’ı durdurmak için ona doğru koşmaya başlıyor. Ayhan bu arada topu Arda’ya iletiyor. Arda 2 kişiyi çalımlayıp ceza yayına doğru yaklaşmaya başlıyor. Defans bloğu Arda’ya müdahele etmek zorunda ancak Baros orada ve ancak biri müdahele edebiliyor. Bekler Kewell ve Keita’nın peşinde. Yani 4′e 4 gol pozisyonuna giriyor Galatasaray. Gol şansı %20. 5-6 pozisyondan biri gol oluyor…

Ayhan’ın takıma dönmesi kısa vadede problemi büyük ölçüde ortadan kaldıracak gibi görünüyor. Yani Rijkaard her zamanki 11′ine dönecek:

——————————– LEO FRANCO ——————————–

SABRİ ———— GÖKHAN Z. ———-  SERVET ———– HAKAN B.
(UĞUR)              (EMRE A.)                  (EMRE G.)              (CANER)

——— AYHAN ————- ARDA ———- MUSTAFA S..————-
(LINDEROTH)            (ELANO)            (MEHMET T.)

—-KEITA———————- BAROS ———————— KEWELL —
(AYDIN)                         (NONDA)                             (SERDAR)

İşte Rijkaard’ın Galatasaray’ı. 1 tamamen defansif ön libero. Önünde topu ileri taşıması ve dönen toplara sahip çıkması beklenen, oyunun iki yönünü de oynayabilen bir orta saha oyuncusu. Onun da önünde hücuma yakın oynayan oyun kurucu. Orta saha böyle kuruluyor.
Bu kadro ve taktik bize göre iş yapar, ancak Ayhan ve Arda bu takımın olmazsa olmazları. Bunlar olmazsa Galatasaray’ın oyun kurma ihtimali inanılmaz derecede düşüyor. Aslında Rijkaard’ın bunun farkına varamamış olmasını yadırgıyorum. Bu doğru değilse geriye tek ihtimal kalıyor, o da Rijkaard’ın bir oyuncu %100 hazır hale gelmeden onu oynatmama prensibi. Eğer durum bu ise, tabii ki saygıyla karşılıyoruz bu seçimi.

Hücum bölgesine baktığınızda ise, Rijkaard Elano ve Arda’yı birlikte kullanma çabasını hep Arda’yı sol kanada koyarak denedi.
Ancak Brezilya Milli Takımı’nda sürekli sağ kanatta görev yapan Elano’yu nedense hiç sağ kanatta denemedi (!) Bize göre kondisyonu ancak 45 dakika yeterli olan, mücadele gücü düşük ve formsuz olan Kewell’ın yerine sol kanatta Keita’nın, sağ kanatta da Elano’nun kullanılması, Galatasaray’ın şu anki dizilişiyle çok daha etkin bir futbol oynamasına yardımcı olur.

——————————– LEO FRANCO ——————————–

SABRİ ———— GÖKHAN Z. ———-  SERVET ———– HAKAN B.

——— AYHAN —————-ARDA ———– MUSTAFA S..———-

—-ELANO———————- NONDA ———————— KEITA —

Galatasaray’ın 2 ön liberolu 4-3-3′ü bu şekilde olmalıdır. Baros ve Nonda arasında seçim yapmak gerçekten zor ancak 4-3-3′ün gerekleri (top tutma, verkaç yapabilme, ön direğe koşma vs.) Nonda’da çok daha fazla var. Kewell ancak iyi bir yedek olur şu andaki performansıyla. Elano da defansif beklentileri nispeten daha düşük olan sağ forvet mevkiinde çok daha yüksek performans gösterecektir diye düşünüyorum. Hem de oyunda olması iyi kapanan defanslara karşı çok önemli olan frikik ve uzaktan şut özelliklerinin kullanılmasına imkan verecektir. Burada acil transfer gerektiren tek pozisyon Gökhan Zan’ın olduğu 2. stoper pozisyonu. Servet’in yanına, Popsecu gibi oyun kurabilen, Bülent gibi çevik bir oyuncu gerekiyor acilen. Umarım Ocak ayı transfer döneminde bu problem çözülür.

Yazıyı bitirmeden önce, umudumuzu bir kez daha gözler önüne serelim:

——————————– LEO FRANCO ——————————–

UĞUR ———— GÖKHAN Z. ———-  SERVET ———– HAKAN B.

——— ELANO ———— MUSTAFA S. ——– ARDA————-

—-KEITA———————- NONDA ———————— AYDIN —
(KEWELL)

Bu 11, mücadele eden bir Elano-Arda ikilisi ve arkalarında tamamen defansif oynayan Mustafa Sarp ile topu ileriye taşımada hiçbir problem yaşamayan, topa sahip olma oranı %60′larda gezinecek bir takım olacaktır. Arda’nın Ayhan’ın pozisyonunda görev alması, hem geriden sorunsuz biçimde oyun kurulmasına hem de Elano’nun ofansif anlamda mükemmel bir partneri olması açısından çok faydalı olacaktır. Böyle bir formasyonda tabii ki orta sahaya kadar oyunu sıkıştıran bir defans blogu olmazsa olmazdır. Ancak bu formasyon oturursa Galatasaray Avrupa’daki dev takımlara kafa tutabilecek bir kaliteye ulaşır. Şampiyonlar Ligi Finali hayal olmaktan çıkar.

5 Yorum “Trend Aşağı Doğru, Peki Neden? Galatasaray’ın 3 Aylık Anatomisi”

  1. Tufan Savtekin diyor ki:

    Herşey öyle yazıldığı gibi kolay değil. Antremanları görmeden kağıt usulü yazmak kolay tabi. bu bilgilerle ancak managerlik oynarsın!

    Katılıyorum/Katılmıyorum: Katılıyorum 4 Katılmıyorum 2

  2. dervis diyor ki:

    kesinlikle size bende katiliyorumm, hatta katilmamak elde degill.. ama son umudumuz denilen katroya kesinlikle katilmiyorumm… 1. si sabri bence mukemmel perfonmansdaa, o yok. 2. si aydinin yerine arda, ardanin yerine kiwell olsa bence super olabilirr…

    saygilarimlaaa……!

    Katılıyorum/Katılmıyorum: Katılıyorum 2 Katılmıyorum 1

  3. ibrahim diyor ki:

    mrb.tesbitlerinize katılmamak elde değil.keşke riecard a bu bahsettiğiniz seyleri birileri anlatsa.

    Katılıyorum/Katılmıyorum: Katılıyorum 3 Katılmıyorum 1

  4. Ümit Karagöz diyor ki:

    Kesinlikle doğru saptamalar yapılmış..
    Tebrik ederim

    Katılıyorum/Katılmıyorum: Katılıyorum 3 Katılmıyorum 2

  5. hakan diyor ki:

    elanonun son maçı çok kotuydu maçı berabere bıtmesının sebebıde elanodur aldıgı butun toplar dırek rakıbe geçıyordu tmm elinden gelenı yapmıs ola bılır ama beraberlık galatasaraya yakısmayan bır skordur…

    Katılıyorum/Katılmıyorum: Katılıyorum 3 Katılmıyorum 0

Yorumunuzu yazın

Sponsor bağlantı

Foto Galeri

Giriş / Advanced NewsPaper by Gabfire Themes