Galatasaray, Ali Sami Yen’de oynadığı maçta Strum Graz ile 1-1 berabere kaldı. Maçın gollerini 46′da Beichler ve 63′de Baros kaydetti. Hakemin iptal ettiği gol ve vermediği fauller ile öne çıktığı bir maç oldu.
MAÇ GÖRÜNTÜLERİ:
MAÇIN ANALİZİ:
1. Öncelikle, bu maçın sonucu Eskişehir karşılaşması aynı da olsa, oynanan futbol, diziliş ve geleceğe dair işaretler anlamında çok farklı bir karşılaşma oldu. Galatasaray Ayhan’ın takıma katılmasıyla birlikte tekrar pas yapmaya, oyunu ileri piyangovari uzun toplardan çok ayağa paslarla taşımaya başladı. Elano geriye gelerek topu ileri taşıdı ve arkadaşlarına dağıttı. Fakat puan kaybedilmesinin en doğrudan ve en net sebebi aynıydı: %100 gol pozisyonlarından yararlanamamak. Galatasaray Elano (2), Baros (2) ve Keita (1) olmak üzere toplam 5 %100 gol pozisyonundan yararlanamadı. Özellikle Baros ve Elano’nun kaçırdıkları 2 pozisyon hiçbir mazereti olamayacak ciddi beceriksizliklerdi. Sabri ve Baros’un direkten dönen toplarını da ekleyince, Galatasaray’ın maçta gereğinden çok daha fazla gol pozisyonuna girdiği söylenebilir. Son olarak, maçın bitimine doğru 18 yayı üzerinde kazanılan serbest atışa dünyanın en iyi frikik ustalarından biri olan Elano topa vurmak üzereyken Kewell’in “atlaması“, inanılmaz derecede egoist ve şımarıkçaydı. Belki de Kewell’ı da %100 bir pozisyonu boşuna harcamakla itham etmek gerekir bu düşüncesizce davranışı sebebiyle.
2. Galatasaray defans futbolcularının, özellike Servet’in silkelenip kendilerine gelmesi gerekiyor. Kendilerinden beklenen işi beceremeyince (savunma yapmak), bari hücuma yardım edelim gibi, gereksiz ve takımın oyununu baltalayan bir tutum içerisine girdiler. Servet 1 metre ötesinde Elano varken, topu ondan alıp 30-40 metrelik paslar attı 3-4 kez. Hepsi taca gitti tabii ki. Keita onu alkışlarken düşüncesi sebebiyle, biz de bu konudaki beceri eksikliğini kabullenemeyen düşüncesizliği sebebiyle yeriyorduk. Aynı hatayı Mehmet Topal da yaptı birçok kez. Önceki yazılarımızda bahsettiğimiz en beceriksiz oyuncuların atak organizasyonlarına girişmeleri bu maçta da, önceki maçlara nazaran daha az da olsa, göze çarptı ne yazık ki. Hücum konusunda bu kadar istekli olan savunma oyuncularının, iş savunmaya gelince her kontratakta deli danalar gibi oradan oraya kaçışmaları da sinir bozucu olduğu kadar komikti. Yenilen golde tam 6 Galatasaray defans oyuncusu, 2 kişiyi tutamadılar. Baskı yapmaları gereken yerde geriye koşmak gibi abes bir zorunluluk hissiyle adamlara 40-50 metreyi hiçbir baskı yemeden katetme izni verdiler. Ceza sahasının içine girdikleri halde hala kaleye doğru koşan savunma oyuncularına denilebilecek tek şey, “Ağları mı yolmaya gidiyorsunuz?” olur. Savunma oyuncular kontratakları durdurmada bu kadar beceriksiz olunca, 1-0 gerideyken dahi 2 %100 gol pozisyonu verildi Sturm Graz’a. Yani maç 6-1 bitebileceği gibi 1-3 de bitebilirdi. Defanstaki bu telaş ve dağınıklığa acil bir çözüm bulmak gerekiyor.
3. Kewell, nasıl sezon başında Galatasaray’ı sürükleyen isimlerden ise, son maçlarda takımı yavaşlatan ve oyuna katkı yapacağına sekte vuran bir görüntü çiziyor. Top süremiyor, verdiği çoğu pas hatalı, sağ kanattan yapılan ortalarda ceza sahasında olması gereken yerde değil, güç bela yakaladığı pozisyonların da hepsini harcıyor. Bu görüntüsüyle Kewell ilk 18′i bile haketmiyor. Mehmet Topal 2 ön liberolu sistemde nedense aşırı bir kararsızlık içinde oynuyor. Laubali hareketlerle kaptırdığı toplar Galatasaray kalesinde %100 gol pozisyonlarına dönüşüyor. Dağınık, önünden geçen adama müdahele etmeyen, partnerinin bütün işi üstlenmesini bekleyen bir hava içinde. Ancak Ayhan oyundan çıkıp, tek ön liberoya dönüldüğünde performansı çok daha iyiydi (!) Sabri ileride çok istekli olmasına karşın beceriksiz, geriye ise pek uğramıyor! Sturm Graz atağa kalkıyor, topu hızla sol kanattan atağa taşıyorlar, Galatasaray defansı yalpalamışken, Keita ve Emre Sabri’nin yokluğundan doğan boşluğu kapatmaya gayret ederken, bakıyorsunuz “Sabri Efendi” lütfedip sağ bekteki yerini alıyor. Maçın kötüleri arasına üzülerek koyacağımız son isim ise Arda Turan. Çabası ve isteği her ne kadar eski günleri aratmasa da, beceri ve kondisyon konusunda düşüş yaşıyor Arda. Özellikle penaltı beklediği pozisyonda Baros gibi artistik bir hareketle hakeme penaltı verdirmeye çalışması (darbe var, kendini bırakmasa zaten hakem verecek penaltıyı büyük ihtimalle), hiç Arda’nın tarzı değildi. Eksikliğini çok hissettiği Ayhan’ın takıma katılması da düşen performansını toparlamaya yetmedi.
4. Ayhan’ın takıma katılması ve gösterdiği yüksek performans Galatasaray’ın düşen performansının tekrar yükseleceğine dair en önemli işaretlerden biriydi. Hem geriye yardım eden hem de topu ileriye çok etkili biçimde taşıyan Ayhan, pas çarkının tekrar dönmeye başlamasında baş rolü üstlendi. Gereksiz risk alarak kalecinin üzerinden aşırtma yapmak isteyerek kaçırdığı %100 gol ile kendi kalesine gol atmış kadar olan Elano, harcadığı o pozisyon haricinde çok iyi bir oyun ortaya koydu. Orta sahaya kadar gelerek topu ileri etkili biçimde taşıdı. Baros’un attığı golde yaptığı mükemmel asist ve ileride kazandığı toplarda verdiği al da at paslarla takıma güç verdi. Keita da hücum oyuncuları arasında öne çıkan isimdi. Bireysel becerisi sayesinde Galatasaray sayılmayan gol de dahil 3-4 pozisyona girdi maç boyunca. Ancak aynen Eskişehir maçında olduğu gibi bitirici pası verme konusunda yeterince başarılı olamadı Abdul Kader Keita. Emre Aşık defansın ayakta kalan tek ismiydi. Mükemmel oynamasa da, toplara müdahele edecek cesareti ve becerisi vardı.
5. Maçın belki de en heyecan verici, en güzel ve en cesaretli hareketi Rijkaard’dan geldi. 61. dakikada Ayhan’ın yerine Kewell’ı oyuna alan Rijkaard, nihayet takımı tek ön liberolu da oynatabileceğini gösterdi. Son 30 dakika Arda Ayhan’ın pozisyonunda, Elano forvet arkasında oynadılar. Kewell – Baros – Keita 3 forvet olarak görev yaptılar. Bu oyun sisteminde Arda ve Elano’nun orta sahadan topu ileri taşıma görevi üstlenmesi, takıma ciddi bir hareketlik getirdi. Pas yüzdeleri ve etkinliği yükseldi takım 2-3 pasla gol pozisyonu üretmeye başladı. Atılan gol de bu dakikadan sonra geldi. Kewell o kadar formsuz olmasa, Sabri ve Mehmet Topal takımın ileride kalabalık olduğu anlarda amatörce seçimler yapmasa, bulunan pozisyonlardan daha da fazlası hazırlanabilirdi bu sistemde.
SONUÇ:
- Galatasaray pasa dayalı oyun kimliğini yeniden kazandığı karşılaşmada, atak ve istekli bir futbol sergiledi. Defansın her maç yaptığı ve bir türlü çözülemeyen “1 anlık hata” nedeniyle geriye düştüğü maçı, girdiği sayısız gol pozisyonundan faydalanamadığı için çeviremedi. Ancak gerek oyun yapısı, gerekse istek ve hırs takımın iyiye gittiğinin işaretlerini verdi. Baros, Elano, Keita, Arda ve diğer oyuncular, girdikleri pozisyonlarının tümünün maç 0-0 giderken 90. dakikada yaşandığını varsayıp, o ciddiyetle davranmalılar. Hem Sturm Graz karşısında, hem de Eskişehir maçında, Galatasaray’ın rahat ve iyi oynadığı dakikalarda kaçan çok kolay pozisyonlar, oyuncuların morallerini ve konsantrasyonlarını bozdu.
- Rijkaard atak futboluna dayalı vizyonunu 61. dakikada yaptığı değişiklik ile tek ön liberoya dönerek bir kez daha gösterdi. Elano – Arda ikilisi orta sahada oyunun kontrolünün seyretmesinde önemli bir sorumluluk üstlendiler. Bu gelişme özellikle kapanan takımlara karşı Rijkaard’ın daha agresif oyun planları ile sahaya çıkabileceğinin göstergesi olması açısından çok önemliydi.
- Oyunu kanatlara açma konusunda çok istekli olan Galatasaray, en tehlikeli pozisyonlarını göbekten yaptığı ataklarla buldu. Özellikle Keita’nın çalım ve koşularıyla indiği kanattan yaptığı ortalara vuracak yeterince Galatasaray futbolcusu olmayınca, pozisyonlar heba oldu. Bana göre burada sistem ile temel bir çelişki var. Teorik olarak Keita’nın sıfıra indiği pozisyonlarda sol forvet (Arda ya da Kewell) 2. forvet olarak Baros ile o topa çıkmalı. Ancak bu pek pratiğe dökülemiyor. 4 kişilik bir defansın ortasına da bir tek Baros için orta yapmak çok mantıklı değil. Yani, kanat oyuncularının sıfıra inerek değil, 18′in köşesinden doğrudan kaleye doğru hareketlenmeleri, pozisyonların değerlendirilebilmesi açısından çok daha etkili olur diye düşünüyorum. Böylece hem kaleye kendileri vurabilirler, hem de Baros’a (ya da Nonda’ya) orta yerine pas ile topu iletebilirler.











Yazıyı kim yazmış bilmiyorum ama son derece mantıklı…Rijkaard’ın gözüme çarpan hataları var…Son zamanlarda Leo Franco gerçek kimliğinin dışında kaldı..Onun yerine biraz da yedek kalecileri denesek..Sonuçta Rijkaard sürprizlere açık bir teknik adam..Ayrıca Kewellda aşırı derecede formsuzluk var..Formda olmayan futbolcuları oynatmak yerine yedek bırakarak onlara hırs kazandırmak ve formda olan oyunculara kadroda yer vermek 3 puanı kazanmamıza ufak da olsa bi yardımı olur..Özellikle forvet hattında sorunumuz var..Son vuruşlarda çok kötüyüz..Bence son vuruşlarda iyi bir hücum oyuncusu takıma devre arasında takviye edilmeli..Ayrıca Nonda ilk 11 adamı değil..Baros’u ilk 11′de başlatması lazım..Baros defansı yıpratan bir isim ama defansı yıpratırken kendisini de çok yıpratıyor..Karşı karşıya pozisyonlarda da cok kötü bence..Baros ile ilk 65-70 dk rakip defansı yorup ardından Nonda’yı oyuna sürerek gol ya da goller bulabileceğimizi düşünüyorum..Keşke düşüncelerimi Rijkaard’a aktarma şansım olsaydı…
Katılıyorum/Katılmıyorum:
1
0