Galatasaray 1-0 geriye düştüğü maçta ikinci yarıda bulduğu gollerle galibiyete ulaştı. Son 3-4 maçtır devam eden bol pozisyonlu ancak silik futbol bu maçın ilk yarısında yenen gol ve rakip takımın oyuna hakim olması ile Rijkaard’ın gözüne iyice görünmüştür sanırım. Sonuç odaklı hareket ederek bu sorunları görmezden gelen Rijkaard, 2. yarı yaptığı değişikliklerle, kendi bozduğu yapıyı kendi düzelterek, günah çıkardı. Hakem 8. ve 58. dakikalarda yaptığı inanılmaz hatalar ile Kasımpaşa’nın oyundan 89. dakikaya kadar kopmaması adına baş rolü üstlendi. Kasımpaşa Yönetimi’nin maç biletlerini 120 YTL gibi astronomik bir fiyatta tutması sonucu Adnan Polat, Haldun Üstünel ve Adnan Sezgin maçı az sayıdaki Galatasaray taraftarları arasında seyrederek Kasımpaşa Yönetimi’ni protesto etti.
MAÇ GÖRÜNTÜLERİ:
MAÇ NOTLARI:
1. Maçın hakemi halı saha maçı bile yönetemeyecek kadar görüş kabiliyeti zayıf, beceriksiz ve kiloluydu. Galatasaray’ın %100 penaltısını ve Ali Güneş’e verilmesi gereken 2 kırmızı kartı es geçerek maçın ilk 60 dakikasının Galatasaray adına kabusa dönüşmesinde baş rolü üstlendi. En az Kasımpaşalı futbolculara kadar oyunu yavaşlattı ve Galatasaray’ını hızını kesti, moralini bozdu. Umarım maçın bandını seyrettikten sonra hakemlik kariyeri hakkında ciddi kararlar alır, çünkü bu performansıyla kendisine hakem demeye bin şahit ister.

2. Mehmet Topal formsuz. Orta sahada ne top kapabiliyor ne de olumlu pas dağıtımı yapabiliyor. Ayhan eğer sakat değilse neden oynatılmadı? Mustafa Sarp defanstaki etkinliğini ileriye taşıyamıyor. Bunu görmek ne kadar zor? Son 5 maçtır Galatasaray topu ileriye taşıyamıyor ve bu konuda hiçbir çare üretilmiyor. Topu oyuna sokması, Arda’ya, Kewell’a, Elano’ya ulaştırması beklenen oyuncular pas ve top sürme kabiliyeti en zayıf oyucular.
3. Galatasaray’da Emre Aşık ile Servet arasında bir uyumsuzluk var. İkisi de birbirlerini seyrettikleri için Kasımpaşa 3 tane kaleci ile karşı karşıya pozisyon buldu maç boyunca. Sabri ve Caner’in defansif zaafiyetleri ve Mehmet Topal’ın orta sahada uyuması da defansın performansını kötü etkiledi.
4. Elano ve Arda birbirinin ancak yedeği olur. İkisi de geri gelmeyen, mücadele gücü zayıf, takımı yönetmek isteyen yıldız futbolcular. Sezon öncesinde öngördüğümüz Arda – Ön libero – Elano 11′i Elano ve Arda’da inanılmaz bir mücadele gücü yükselişi olmazsa zaten hayal olmuş durumda. Arda’yı solda kullanmaya kalktığınızda ise, Arda artık alıştığı pozisyonun nimetlerinden faydalanamadığı için sahada tam anlamıyla siliniyor. Elano ise, en ufak şarjda topu rakibe ikram edip maçı seyretmeye başlıyor. Arda bu tip şarjlara daha dayanıklı ve ayakta kalıp topu ileriye taşıyabiliyor. Elano ise uzaktan vuruşları ve verdiği arapaslarla öne çıkıyor. Sonuçta bakıldığında Arda’nın mücadele gücü yüksek, kalabalık defans yapan takımlara karşı daha etkili, Elano ise oyunu açık oynayan, presten çok alan savunmasını tercih eden takımlara karşı daha etkili olduğu görünüyor.

5. Ve tabii ki, her yazımızda tekrar tekrar yazmaktan bıktığımız, Rijkaard’ın ise gözlerini yummaya çalıştığı gerçek: NONDA!!! Baros iyi bir oyuncu ancak herkes şu gerçeği kabullenmeli. Baros 4-3-3′ün forveti değil. 4-2-2′de yanında Hakan Şükür ya da Nonda tarzı oyuncularla çok faydalı bir forvet, fakat 4-3-3′de tam anlamıyla siliniyor oyun bakımından. Galatasaray Baros’un aldığı hemen her topu kaybetmesi yüzünden organize atak yapamıyor. Dikkat edin onun oynadığı maçlarda goller çoğunlukla duran toplardan ya da kontrataklardan geliyor. Nonda ise orta saha oyuncularının kendisine attığı topları tutup sağına soluna ya da geriye verip Galatasaray’ın takım olarak ileri çıkmasını sağlıyor. O olmadığı zaman maç 60 metrede oynanırken, o oyunda olduğunda bu mesafe 40-50 metreye kadar düşüyor. Bu da Galatasaray’ın önde kalabalıklaşmasına, hücum organizasyonlarının kurulmasına, dönen topların kazanılmasına ve organize pozisyonlardan gollerin gelmesine yol açıyor. Ayrıca Nonda hem kafa ile, hem arapaslara yaptığı koşularla hem de ön direğe inerek gol bulabilen bir oyuncu. Baros ise sadece arapaslarıyla ve karambollerle gol atabilen bir oyuncu. Nonda’yı tam anlamıyla bir kenara atan Rijkaard’ın kendisini 2. kez kurtaran, oyunda kaldığı her 19 dakikada bir gol atan (!), muhteşem bir performans sergileyen Nonda’yı ilk 11′in değişmezi olarak kabullenmesi gerekiyor. Bu zorunluluk futbolcuların gözündeki adil sıfatını yitirmemesi açısından da çok önemli.

SONUÇ:
- Rijkaard’ın bize gereksiz derecede riskli ve heyecansız görünen, duran top ve kontrataklara dayalı Baros’lu taktiği birinci seçim olarak görmesi üzücü. Son 3-4 maçtır Galatasaray’ın organize atak yapamaması belliki onu pek fazla rahatsız etmiyor. Ancak lig sonuncusunun inanılmaz mücadelesi ve sert futbolu karşısında tamamen dağılan bu taktiğin 4-3-3′ün ruhuna pek uygun olmadığı aşikar. Umalım ki bu gerçeği kendisi de görmüştür.
- Nonda tartışmasız bu takımın 1. forvetidir. Bunu biz aylardır söylüyoruz, birçok spor yazarı da birkaç haftadır. Nedense bu gerçeğe gözünü kapatan Rijkaard’ın her sıkıştığında Nonda’ya sarılması, anlamsız bir ikileme götürüyor bizi. Hem Nonda’ya kurtarıcı gözüyle bakan hem de onu haftalardır yedek klubesine mahkum eden Rijkaard’ın kendisi. Maçtan sonra Nonda’yı sakatlığından dolayı koruduklarını belirten Rijkaard’ın samimi olduğunu umud ediyorum. Eğer öyleyse o da Nonda’yı 1. forvet olarak düşünüyor demektir ki, bu da Galatasaray’ın son 4-5 maçtır kaybettiği muhteşem tek pas futbolunun geri geleceği anlamı taşır.
- 6 maçta 18 puan gibi muhteşem bir performansın takım üzerinde baskıya dönüştüğü görünüyor. Ne zaman puan kaybedeceğiz beklentisi içine girilmemesi çok önemli. Önümüzdeki hafta Eskişehir ile ASY’de yapılacak maç bu açıdan çok önemli. Galatasaray’ın 10. haftadaki Fenerbahçe depasmanına 27 puanla gitmesi mümkün. Takımın dayanıklılığı ve Rijkaard’ın yapacağı maç içi hamleler bu ihtimalin gerçeğe dönüşüp dönüşmeyeceğini büyük ölçüde belirleyecek.








Baros’un hızı ve yaptığı koşularla bu anlamda Nonda’dan daha üstün olduğu kesin. Ancak Baros’un gol yollarındaki beceriksizliği, yakaldığı pozisyonların büyük bölümünü harcaması, bu özelliklerinin hiçbir işe yaramamasına yol açıyor. Nonda daha komple bir futbolcu. Sakatlığı ve yaşı dezavantaj tabii ki. Ancak arkasındaki Arda, Elano, Kewell ve Keita gibi oyuncuların kabiliyetlerini sergilemeleri, Nonda ile çok daha kolay.
Katılıyorum/Katılmıyorum:
0
0
Sevgili dostlar…Nonda az zaanda büyük işler başarabiliyor…Evet 2.yarılarda oyuna girerek golünü atabiliyor…Ama zaten en mantıklısıda bu…Sadece Nonda ile başlanana maçlarıda gördük hep birlikte…Kesinlikle istikrarsız,kesinlikle pili yetmiyor hele hele tek forvet olarak çıkılması gereken deplasman durumlarında tıkanıp kalıyor,silinip gidiyor…Ki zaten fiziğini inanılmaz kullanabilen bir adam değil…Baros bu anlamda elbetteki doğru tercihtir…Aklı başında bütün teknik direktörler elinde Baros varken Nonda ile başlama cehaletine düşmeyecektir…Lütfen skor yazarlığı değil spor yazarlığı yapalım…Nonda hat-trick yapmış olabilir…Yapacakta elbette bunun için o şanlı formayı giyiyor…Ama bu istikrarını koruması gerekir…Hak eden her zaman formayı alır…Emin olun Rijkardd’da bu takımın başarısı ve kendi kariyeri adına en doğru tercihleri yapacaktır…
Katılıyorum/Katılmıyorum:
0
0